<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/"
	>

<channel>
	<title>Makaleler</title>
	<atom:link href="http://makaleler.wordpress.com/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://makaleler.wordpress.com</link>
	<description></description>
	<pubDate>Mon, 02 Oct 2006 15:57:59 +0000</pubDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=MU</generator>
	<language>tr</language>
			<item>
		<title>KUTUPLARDA NAMAZ</title>
		<link>http://makaleler.wordpress.com/2006/10/02/kutuplarda-namaz/</link>
		<comments>http://makaleler.wordpress.com/2006/10/02/kutuplarda-namaz/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 02 Oct 2006 15:55:27 +0000</pubDate>
		<dc:creator>mmustafauzun</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Araştırma]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://makaleler.wordpress.com/2006/10/02/kutuplarda-namaz/</guid>
		<description><![CDATA[Prof. Dr. Muhammed Hamidullah
 Şurası unutulmamalıdır ki bu (normal namaz) saatleri, yalnız Ekvator ve sıcak memleketlerde bir mahzur olmadan tatbik edilebilir. Kutuplara doğru çıkılınca gece ile gündüz arasındaki   fark yaz ve kış   mevsimlerinde o kadar büyük ki güneşin hareketi namaz vakitlerinin tayininde az rol oynamağa başlar. Gece ile gündüzün eşit olduğu senede bir tek gün (ekinoks-itidal [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><br /><p style="text-align:center;" class="MsoNormal"><font size="2"><span style="font-family:Verdana;">Prof. Dr. Muhammed <strong>Hamidullah</strong></span></font></p>
<p style="text-align:justify;" class="MsoNormal"><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;"> Şurası unutulmamalıdır ki bu (</span><font size="1"><span style="font-family:Verdana;">normal namaz</span></font><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;">) saatleri, yalnız Ekvator ve sıcak memleketlerde bir mahzur olmadan tatbik edilebilir. Kutuplara doğru çıkılınca gece ile gündüz arasındaki   fark yaz ve kış   mevsimlerinde o kadar büyük ki güneşin hareketi namaz vakitlerinin tayininde az rol oynamağa başlar. Gece ile gündüzün eşit olduğu senede bir tek gün (</span><span style="font-size:8pt;font-family:Verdana;">ekinoks-itidal noktası</span><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;">) hariç 90 derece Kuzey enlem dairesi ile 90 derece Güney enlem dairesinde güneş devamlı olarak altı ay doğmaz ve yine bir itidal noktası (</span><span style="font-size:8pt;font-family:Verdana;">ekinoks</span><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;">) günü müstesna güneş devamlı olarak ufkun üzerinde altı ay kalır. Hattâ daha aşağıda:</span></p>
<p style="text-align:justify;" class="MsoNormal"><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;">72 derece Kuzey enlem dairesinde 9 Mayıstan 4 ağus­tosa kadar,</span></p>
<p style="text-align:justify;" class="MsoNormal"><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;">70 derece Kuzey enlem dairesinde 17 Mayıstan 27 Temmuza kadar,</span></p>
<p style="text-align:justify;" class="MsoNormal"><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;">68 derece Kuzey enlem dairesinde 27 Mayıstan 17 Temmuza kadar,</span></p>
<p style="text-align:justify;" class="MsoNormal"><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;">66 derece Kuzey enlem dairesinden 13 Hazirandan 29 Hazirana kadar</span></p>
<p style="text-align:justify;" class="MsoNormal"><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;">güneş devamlı olarak ufkun üzerinde kalır, ne &#8220;gün&#8221; esnasında batar, ve ne de gece esnasında batar, buna tekabül eden kış   mevsiminde   güneş ufkun   altında kalır ve günün 24 saatinde bir tek defa ufkun üstünde görünmez. 66 derece Kuzey enlem dairesinde 30 Haziranda güneş gece yarısı 03,00 de doğar ve 23,46 da batar; 2 Temmuzda 03.00 de doğar 23,32 de batar, ilâh&#8230; Bu, güneşin batık kaldığı birkaç dakika içinde bütün gece namazların (</span><span style="font-size:8pt;font-family:Verdana;">akşam, yatsı ve sabah</span><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;">) eda edilmelidir demektir. Bu bölgelerden, insanlar uzun zamandan beri geçmekte idiler şimdi daha fazla uğraş yeri oldu, hatta bu bölgelerde insanlar iskân etmeğe başladılar. Malûmdur ki Sovyet kamplarında birçok Müslüman işçi vardır ve yine söylemeğe hacet yoktur ki bu gibi anormal bölgelerde güneşin hareketi ne namaz ve ne de oruç için bir ölçü olarak alınamaz. Güneşin her yedinci batışında sırası gelince cuma&#8217;nın da durumu karışıklıklar arz eder. Bunun için İslâm hareketine değil, saatin hareketine uyulmasına hükmetmişlerdir. Mesele normal mıntıka ile anormal bölgeyi birbirinden ayıran sabit bir çizginin tayinine kalmaktadır. Gayrı tabiî (</span><span style="font-size:8pt;font-family:Verdana;">anormal</span><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;">) bölgede uyulacak olan saatin hukukçuları namaz ve oruç için bu bölgelerde güneşin hareketine ölçü ne olmalıdır? Muhtelif Müslüman memleketlerin Ulema meclisleri tarafından tasvibe dilmiş olan kesin bir hal şekli şöyledir:</span></p>
<p style="text-align:justify;" class="MsoNormal"><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;"> Kur&#8217;an-ı Kerîm (</span><span style="font-size:8pt;font-family:Verdana;">2/286</span><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;">) “<strong><em>Allah hiç bir kimseye gücünün yeteceğinden başkasını yüklemez</em></strong><em>”</em> prensi­bini koymuştur. Ayrıca yine (</span><span style="font-size:8pt;font-family:Verdana;">94/5-6</span><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;">) “<strong><em>Demek, hakikaten güçlükle beraber bir kolaylık vardır; muhakkak güçlükle beraber bir kolaylık var</em></strong><em>.”</em> esasını koymuştur. Hz. Peygamber de tâbilerine ve delegelerine “<em>Kolaylaştırın, zorlaştırmayın ve insanları şeriatten nefret ettirmeyin, fakat insanlara kardeş muamelesi yapınız.”</em> diyerek bunu sadece teyit etmiştir Bu genel emirlerden başka Hz. Peygamber Müslim, Ebû Dâvud, Tirmizî, İbn Mâce ve daha başkaları tarafından rivayet edilen bir kutsi hadîste anormal uzun günlerle ilgili bir soruya da şu cevabı vermiştir: “<em>Deccal</em> (</span><span style="font-size:8pt;font-family:Verdana;">kelime manası büyük aldatıcı</span><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;">) <em>insanları dalâlete sürüklemek için gelince o, yeryüzünde kırk gün kalacaktır ki birinci gün bir sene kadar, ikinci gün bir ay kadar, üçüncü gün bir hafta kadar uzun olacaktır; kalan günler de sizin normal günleriniz gibi olacaktır. Ashaptan biri sordu: Bir sene kadar uzun olacak günde sadece beş vakit namaz kılmak yetecek midir? Hz. Peygamber cevap verdi: Hayır, hesap ediniz.”</em> Bu hadîste tavsif edilen birinci gün, güney 90 derece paralelindeki, yani kutuplardaki şartlara; ikinci gün kuzey yarı kürenin 68 derece paralelinin biraz güneyindeki durumlara ve üçüncü gün de 66 derece paralelin biraz güneyindeki ahvale benzemektedir. Peygamber (</span><font size="1"><span style="font-family:Verdana;">s.a.</span></font><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;">) in bu emrinden hareketle İslâm ulema meclisleri böyle durumlarda güneşin değil de saatin hareketini takip etmeyi emrettiler ve yükü hafifletmek için de 45 derece paralel ile kutuplar arasındaki yerler için 45 derece paralelindeki zamanı takip etmeyi emrettiler.</span></p>
<p style="text-align:justify;" class="MsoNormal"><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;">Ekvatorda bütün mevsimler esnasında güneşin batış ve doğuş saatleri değişmez, sabit kalır; en büyük istikrarsızlık yahut tahammülü imkânsız şartlar kutuplarda bulunuyor Coğrafyacılar Ekvator ile kutup arasını 90 dereceye bölmüşlerdir. Binaenaleyh tespit edilecek çizgi 45 derece Kuzey enlem dairesi 45 derece Güney enlem dairesidir. Ekvatorda ve sıcak memleketlerde yaşayan insanlar yani Kuzey ve Güney 45 inci enlem dairesi arasında bulunanlar muhtelif mevsimlerdeki değişikliklerde güneşin hareketlerini takip etmelidirler. Bununla beraber bu kuşağın ötesinde yaşayan mahallî saatlerin, güneşin doğuş ve batışına bakmayıp 45 derece arz dairesindeki saatin hareketini takip etmelidirler. Bu o demektir ki bu gayrı tabiî bölgelerde yaşayanlar bazı mevsimlerde güneş hâlâ semada parlarken oruçlarını bozacaklar ve diğer bazı mevsimlerde güneş çoktan batmış olduğu halde oruçlarını bozmayacaklardır.</span></p>
<p style="text-align:justify;" class="MsoNormal"><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;">45 derece Kuzey 45 derece Güney enlem daireleri üzerinde taksim, dünyayı nazarî olarak eşit iki parçaya böler, fakat hakikatte yerleşik olan dünyanın dörtte üçü bu normal mıntıkanın içinde bulunuyor. Dünyada yaşayanların büyük bir çoğunluğu bu normal bölgede bulunuyor, zira bütün Afrika&#8217;yı ve bütün Hindistan&#8217;ı, Okyanusu ve hemen hemen bütün Çini ve iki Amerika’yı (</span><span style="font-size:8pt;font-family:Verdana;">Kanada ile Arjantin-Şili&#8217;nin güney uçları dışında</span><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;">) ve Avustralya&#8217;yı (</span><span style="font-size:8pt;font-family:Verdana;">Okyanusya’yı</span><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;">) ihtiva etmektedir. Özellikle şunu da belirtelim ki bu taksim çizgisi, Müslümanların bir senelik alışkanlıklarına dokunmadan geçiyor: Ara­bistan, Suriye, Türkiye, Mısır, İspanya, İtalya, İran, Gü­ney Fransa, Türkistan, Hin-Pakistan, hattâ uzak ve kalabalık Malaya ve Endonezya gibi Hz. Peygamber (s.a.) ve Ashabı zamanında İslama girmiş olan memleketler asırlardan beri alıştıkları şekilde adâb ve dinî ibadetlerine devam edeceklerdir. Avrupa&#8217;da tavizat (</span><span style="font-size:8pt;font-family:Verdana;">kendini normal mıntıka saatine uydurma</span><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;">) Bordeaux - Bükreş - Sivastopol hattının Kuzeyini; Kuzey Amerika&#8217;da Halifaks - Partland hattının üst tarafını ve Güney yarım kürede yalnız Arjantin ve Şili&#8217;nin Güney kısımlarını ve Yeni - Zelanda&#8217;nın Güneyinde bazı adaları alâkadar etmektedir. İngiltere&#8217;de, Fransa&#8217;da, Almanya&#8217;da, Hollanda&#8217;da, İskandinavya&#8217;da, Finlandiya&#8217;da, Kazan&#8217;da, Kanada&#8217;da, v.s de bulunan Müslüman cemaatleri İslâm hukukunun bu açıklamasından faydalanacaklardır ve bu açıklamada Hz. Peygamber (</span><font size="1"><span style="font-family:Verdana;">s.a.</span></font><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;">) in verdiği aşağıdaki paragrafta izah edilen emirlerden hüküm çıkarılmıştır… </span><span style="font-size:10pt;color:black;"> </span></p>
<p style="text-align:justify;" class="MsoNormal"><span style="font-weight:700;font-size:10pt;font-family:Verdana;"> TABİİ OLMAYAN BÖLGELERDE NAMAZ VAKİTLERİNİN HESABI</span></p>
<p style="text-align:justify;" class="MsoNormal"><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;">&#8230;Her Müslüman günde beş defa Allaha ibadet maksadıyla namaz kılar, (</span><span style="font-size:8pt;font-family:Verdana;">bu namaz vakitleri normalde şöyledir</span><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;">):</span></p>
<p style="text-align:justify;" class="MsoNormal"><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;">1. Hakikî fecrin (</span><span style="font-size:8pt;font-family:Verdana;">Fecri sadık</span><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;">) başlamasından (</span><span style="font-size:8pt;font-family:Verdana;">güneşin doğmasından takriben bir buçuk saat evvelinden itibaren</span><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;">) güneşin doğmasına kadar olan zaman zarfında kılınan sabah namazı,</span></p>
<p style="text-align:justify;" class="MsoNormal"><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;">2. Güneşin semada en yüksek noktasını geçmesinden itibaren üç saat sonraya kadar olan zaman zarfında kılman öğle namazı.</span></p>
<p style="text-align:justify;" class="MsoNormal"><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;">3. Öğle namazının vaktinin bitmesinden güneşin batmasına (</span><span style="font-size:8pt;font-family:Verdana;">bir az önceki zamana</span><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;">) kadar olan za­man zarfında kılınan ikinci namazı,</span></p>
<p style="text-align:justify;" class="MsoNormal"><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;">4. Güneşin batmasından sonra alaca karanlığın kaybolmasına kadar geçen zaman zarfında kılman akşam namazı,</span></p>
<p style="text-align:justify;" class="MsoNormal"><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;">5.  Alaca karanlığın kaybolmasından sabah    namazı vaktine kadar geçen zaman zarfında kılman yatsı namazı,,</span></p>
<p style="text-align:justify;" class="MsoNormal"><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;">Ekvatordan pek uzaklarda, tarif edilen bu vakitler pratik olmaktan ziyade mahzurludur. Bunun için güneşin hareketi yerine saatin hareketine bakılır ve hesap edilir; ve izah edildiği gibi 45 derece arz dairesindeki zaman (</span><span style="font-size:8pt;font-family:Verdana;">namaz ve oruç vakitleri</span><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;">) bu arz dairesiyle kutup arasındaki mıntıkaların tekmili için muteber olur. Böylece Avrupa&#8217;da Bordo-Bükreş, Şimal Amerika&#8217;da Portland -Halifaks normal bölgenin sınırlarını teşkil ederler; bu mahallerin kuzeyinde bulunan bütün memleketler bu mev­kilerin evkat cetvelini (</span><span style="font-size:8pt;font-family:Verdana;">Namaz vakitlerini gösteren cetvel</span><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;">) takip edeceklerdir. Aynı şey gerekli tadilât yapılarak Güney Amerika&#8217;da,   Arjantin ve Şili’nin en uzak güney uçları için de tatbik edilir.</span></p>
<p style="text-align:justify;" class="MsoNormal"><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;">Aşağıda 45 derece Kuzey enlemi ve 45 derece Güney enlemi için mahallî vakte göre saatler verilmiştir. Bunları izah için birkaç kelime ilâvesi faydadan hâli değildir.</span></p>
<p style="text-align:justify;" class="MsoNormal"><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;">a)    Yalnız güneşin doğuş ve batış saatlerini verdik. Öğle vakti mevsime göre 12 den biraz evvel alınarak 12.30&#8242;a kadar gidebilir. (</span><span style="font-size:8pt;font-family:Verdana;">Kışın erken, yazın geç</span><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;">) diğer iki vaktin namazı yani ikindi ile yatsı namazlarının&#8217; vakit­leri yukarıda verdiğimiz kaideye göre hesaplanır.</span></p>
<p style="text-align:justify;" class="MsoNormal"><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;">b)    Mahallî vakitle,    Mülkî vakit (</span><span style="font-size:8pt;font-family:Verdana;">memleket saati</span><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;">) arasında geniş bir fark vardır, gerçekte Ekvatorda her on-beş mil veya buna yakın bir miktar bir dakika fark meydana getirir; kutuplara yaklaştıkça aynı vakit farkı için mesafe daha yakındır. Birleşik Amerika, Kanada, Rusya gibi geniş memleketlerde şark hudutlarında güneşin doğuşu batı hudutlarındaki güneşin doğuşundan sekiz on saat daha erkendir. Bizim vakit cetvelimiz mahalli vakte göre düzenlenmiştir ve bir memlekette kullanılmakta olan “mülkî vakit’e” memleket saat ayarına uydurulması zeki bir kimse için güçlük arz etmez.</span></p>
<p style="text-align:justify;" class="MsoNormal"><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;">Meselâ Fransa&#8217;daki saat hakikî mahallî saatten bir saat ilerdedir. Saat 12&#8242;yi çalarken hakikî mahallî saat 11&#8242;dir. Oruç bakımından imsak ve iftarda olduğu gibi günlük namazlarda da bu olgunun dikkate alınması gerekir.</span></p>
<p style="text-align:justify;" class="MsoNormal"><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;">c)    Dünyanın yuvarlaklığı dolayısıyla günün başlaması lâzım gelen yerde keyfî bir çizgi çizilmiştir.   Bu varsayılan tarih çizgisi Asya ile Amerika arasından geçiyor; siyasî düşünceler bazı noktalarda bu çizgiyi başka tarafa meylettirmiştir.   Japonya,  Avustralya,   Endonezya’dan Amerika’ya veya Amerika&#8217;dan aksi istikamete vapurla,  uçakla seyahat eden Müslümanlar için bu çizginin ehemmiyeti vardır. Amerika&#8217;ya giderken bu hayalî çizgiyi geçer geçmez 24 saatlik bir fark meydana gelecektir: Cumartesi, cuma olur ve diğer cumartesi alışılmış seyrini takip ederek gelir. Amerika’dan Asya&#8217;ya gelirken aynı bakış noktasından bü­tün bir gün ilâve edilmek lâzım gelir ve cuma, cumartesi olur. Eğer bir kimse öğleden evvel karaya inecek olsa terk edilen memleketin değil, varılan memleketin vaktine göre cuma namazının kılınması icap eder.</span></p>
<p style="text-align:justify;" class="MsoNormal"><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;">d)    Gittikçe hızı artan hava seyahatleri karar verilmesi asla mümkün olmayacak meseleler ortaya çıkarmaktadır. Şimdi diyelim ki güneşin doğmasından biraz sonra hareket edip, yolda giderken güneşin şarkta battı­ğını görerek bir müddet sonra güneşin henüz doğmadığı bir memlekete ulaşmak mümkündür yahut hareket eğer güneşin batmasından sonra olacak olursa yolda giderken güneşin batı’dan doğduğunu görmek mümkündür.  (</span><span style="font-size:8pt;font-family:Verdana;">Kim bilir acaba bu Aleyhissalâtü vesselam Efendimizin ihtiyar dünyanın sonuna alâmet olarak verdiği haberin bir işareti değil midir?</span><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;">). Bunun aksine bir memleket saat 6 da terk edilir ve yalnız üç saat sonra varılan yerde mahallî saat 9 olacağına 12 olabilir. Aklıselim bu gibi hallerde güneşin hareketini değil terk edilen memleketin saatine uyulmasını icap ettirir. Böyle süratli seyahatlerde güneşin hiç batmadığına ve yahut günde müteaddit defalar battığına şahit olmak mümkündür.</span></p>
<p style="text-align:justify;" class="MsoNormal"><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;">e)    Hava yollarıyla yapılan süratli seyahatten doğan birçok problem arasında orucun iftarının zamanı meselesi vardır. Meselâ biri ilkbaharda saat 4&#8242;te sahur yapmış ve diyelim ki saat 6&#8242;da Tokyo&#8217;dan Taşkent yolu ile Tunus&#8217;a hareket etmiştir. Saatte 900 km. sür&#8217;atle 8 saat uçtuktan sonra uçak alana inince mahallî saat öğleden sonra 2 olmayacak, bilakis sabah 6 olacaktır ve güneş de henüz doğmuş bulunacaktır. Bu böyle oluyor, çünkü bu iki  (</span><span style="font-size:8pt;font-family:Verdana;">kalkış ve iniş</span><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;">) yerdeki güneşin doğması arasında 8 saatlik bir fark vardır. Ve uçak güneşin yörüngesiyle aynı istikamette ve güneşle aynı hızda hareket etmiştir. Bu duruma göre, eğer yolcular akşam 6&#8242;ya kadar Tunus&#8217;ta bekleyecek olursa 14 saat değil, 22 saat oruç tutmuş olacaklardır. Keza eğer Tunus&#8217;tan Tokyo&#8217;ya seyahat edilirse o zaman normalden iki misli daha süratle geçecektir ve 6 saatlik bir uçuştan sonra kol saati öğle 12&#8242;yi gösterirken güneş Taşkent&#8217;in doğusunda bir yerde batacak ve iki saat sonra da uçak Tunus&#8217;taki zaman ölçüsüyle öğleden sonra saat 2&#8242;de Tokyo&#8217;ya inince vakit Japonya&#8217;da gece saat 10 olacaktır. Aynı hadise zaman farkından başka mevsimlerin dahi değişmesi bahis mevzu olan kuzey yarım küreden güneye ve güneyden kuzeye yapılan uçak seyahatlerinde da ortaya çıkar. Aralık ayı Norveç ve Kanada&#8217;da çok soğuk bir aydır; hâlbuki aynı anda Şili ve Cope Tawn&#8217;da çok sıcak var. İcma derki böyle hava seyahatinde gerek oruç ve gerekse namaz için üzerinden aşılan memleketlerin durmadan değişen mahallî saatlerine göre değil de seyahatin başlangıç yeri zamanına göre hareket edilmelidir.</span></p>
<p style="text-align:justify;" class="MsoNormal"><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;">f)    Eğer bir insan aya inerse yeryüzünün kâbesinin onun namazı için kıble olması imkânsız olur. Belki orada dünyaya bakan kısmında ve bize de gözüken bir ay kâbe’sinin inşası gerekecektir.</span></p>
<p style="text-align:justify;" class="MsoNormal"><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;">g)    Keza eğer bir sputnik içinde dünyanın çevresinde seyahat edilecek olursa normal olarak bir çevre uçuşu 90 dakika olacaktır. Güneş görünüşü kuzeyden güneye, güneyden kuzeye, doğudan batıya ve batıdan doğuya uçuşuna göre değişecektir.    Güneşin doğup batması her 24 saatte bir değilse her bir buçuk saatte bir defa olacaktır. Biz dünyalı seyyahla için yapma peyklerinki değilse dünya güneşin doğup batmasına dayalı dünya    saati tatbik edilmeli.</span></p>
<p style="text-align:right;" class="MsoNormal"><span style="font-weight:700;font-family:Verdana;"><font size="1">(İslam Giriş-306-309,339-342)</font></span></p>
<img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/categories/makaleler.wordpress.com/21/" /> <img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/tags/makaleler.wordpress.com/21/" /> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/makaleler.wordpress.com/21/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/makaleler.wordpress.com/21/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/makaleler.wordpress.com/21/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/makaleler.wordpress.com/21/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/makaleler.wordpress.com/21/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/makaleler.wordpress.com/21/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/makaleler.wordpress.com/21/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/makaleler.wordpress.com/21/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/makaleler.wordpress.com/21/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/makaleler.wordpress.com/21/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=makaleler.wordpress.com&blog=437597&post=21&subd=makaleler&ref=&feed=1" /></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://makaleler.wordpress.com/2006/10/02/kutuplarda-namaz/feed/</wfw:commentRss>
	
		<media:content url="http://a.wordpress.com/avatar/mmustafauzun-128.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">mmustafauzun</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>İSLÂM BİLGİNLERİ TARAFINDAN YAZILAN ESERLERİN AVRUPA&#8217;YA İNTİKAL YOLLARI</title>
		<link>http://makaleler.wordpress.com/2006/09/28/islam-bilginleri-tarafindan-yazilan-eserlerin-avrupaya-intikal-yollari/</link>
		<comments>http://makaleler.wordpress.com/2006/09/28/islam-bilginleri-tarafindan-yazilan-eserlerin-avrupaya-intikal-yollari/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 28 Sep 2006 15:17:16 +0000</pubDate>
		<dc:creator>mmustafauzun</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Araştırma]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://makaleler.wordpress.com/2006/09/28/islam-bilginleri-tarafindan-yazilan-eserlerin-avrupaya-intikal-yollari/</guid>
		<description><![CDATA[Lütfi GÖKER
Son yüzyılda, objektif görüşlü müsteşrik ve bilim tarihçileri tarafından hazırlanan eserlerdeki bilgileri şu şekilde özetlemek mümkündür.
8. ile 16. yüzyıl arasında yaşayan İslâm bilginleri tarafından ortaya konan eserlerin asılları ve Latince tercümeleri, 10. yüzyıl başlarından itibaren Avrupa&#8217;da müracaat edilen ilk kaynak eser olarak itibar edilmiştir&#8230; Bu eserlerdeki bilgilerden önce beslenen, bilahare de cesaret ve hız [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><br /><p style="text-align:center;" class="MsoNormal"><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;">Lütfi <strong>GÖKER</strong></span></p>
<p style="text-align:justify;" class="MsoNormal"><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;">Son yüzyılda, objektif görüşlü müsteşrik ve bilim tarihçileri tarafından hazırlanan eserlerdeki bilgileri şu şekilde özetlemek mümkündür.</span></p>
<p style="text-align:justify;" class="MsoNormal"><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;">8. ile 16. yüzyıl arasında yaşayan İslâm bilginleri tarafından ortaya konan eserlerin asılları ve Latince tercümeleri, 10. yüzyıl başlarından itibaren Avrupa&#8217;da müracaat edilen ilk kaynak eser olarak itibar edilmiştir&#8230; Bu eserlerdeki bilgilerden önce beslenen, bilahare de cesaret ve hız alan Avrupalı bilginlerin gayretleri sonucu, bilim ve bunun tatbikatı olan teknoloji, 17. yüzyıl başlarından itibaren hızla gelişerek bugünkü doruk noktasına ulaşabilmiştir&#8230;</span></p>
<p style="text-align:justify;" class="MsoNormal"><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;">Müsteşrik ve bilim tarihçilerini bu görüşlere iten en büyük etken, 8. ile 16. yüzyıl arasında İslâm Dünyasında ortaya konan eserler ve faaliyet halinde bulunan bilim müesseselerinin sayıları ve niteliğidir.</span></p>
<p style="text-align:justify;" class="MsoNormal"><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;">Bu durumda, 8. ile 16. yüzyıl arasında İslâm bilginleri tarafından yazılan eserlerin ve ilk defa İslâm Dünyasında görülen bilim müesseselerinin Avrupa&#8217;ya intikal (</span><span style="font-size:8pt;font-family:Verdana;">veya nakilleri</span><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;">) önemli bir faktör olarak karşımıza çıkar.</span></p>
<p style="text-align:justify;" class="MsoNormal"><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;">Bu gerçekler çerçevesinde, bilim tarihi ile ilgili eserlerin birçoğu şu ifadeyi kullanır: “<em>10. yüzyıl Avrupa&#8217;nın aydınlanma çağıdır.”</em></span></p>
<p style="text-align:justify;" class="MsoNormal"><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;">Bu aydınlanma olayını bir pencere gibi müteala ede­rek, soruyu şu şekilde düzenlemek uygun olacaktır.</span></p>
<p style="text-align:justify;" class="MsoNormal"><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;">Doğunun Batı&#8217;ya açılan bilim ve teknoloji pencereleri nerelerdir?</span></p>
<p style="text-align:justify;" class="MsoNormal"><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;">Burada, İslâm Dünyasında mevcut bilim ve teknoloji­nin Avrupa&#8217;ya intikal yollarını beş ayrı pencere halinde ortaya koymak uygun olacaktır. Bunlar:</span></p>
<p style="text-align:justify;" class="MsoNormal"><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;"> </span><strong><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;">BİRİNCİ PENCERE: ENDÜLÜS (İSPANYA)</span></strong></p>
<p style="text-align:justify;" class="MsoNormal"><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;"> İslâm idaresi altında bulunan Endülüs&#8217;te (</span><font size="1"><span style="font-family:Verdana;">İslâm ordularının Endülüs&#8217;teki hâkimiyetleri 771 yılında başlar</span></font><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;">) 9. yüzyılın ilk yarısından itibaren, İslâm bilim ve kültürü her tarafa yayıldı.* Öyle ki; İspanyollar kendi dilleri olan Romen dilini bir kenara bırakarak, Arapçayı kendi dilberine tercih ettiler. Bu durum, İspanya Hıristiyan Dünyası tara­fından, İslâm Dünyasında mevcut ilmî üstünlüğün kabul edildiğinin en açık örneğidir.</span></p>
<p style="text-align:justify;" class="MsoNormal"><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;">Bu konuda, bilim tarihinden ilginç örnekler ortaya koymak mümkündür. Bunlardan:</span></p>
<p style="text-align:justify;" class="MsoNormal"><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;">İspanya&#8217;da bilim ve kültürde görülen gelişmelerin bir sonucu olarak, hemen hemen aynı yıllarda (</span><font size="1"><span style="font-family:Verdana;">9. yüzyılın ilk yılları)</span></font><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;">, Fransız, İngiliz, Alman ve İtalyan bilim ve din adamlarının bir kısmı Endülüs medreselerinde İslâm bilginlerinden ders görerek öğrendikleri yeni bilgileri mem­leketlerine intikal ettirmişlerdir. Böylece Endülüs&#8217;ün merkezi şehri Kurtuba ile Toledo ve Gımata&#8217;da mevcut İslâm medreselerinde; matematik, astronomi, fizik, kimya, tıp, felsefe, mühendislik&#8230; konularını kapsayan bilgiler ve elde ettikleri eserler Avrupa&#8217;ya intikal etti ve kısa sürede yayıldı.</span></p>
<p style="text-align:justify;" class="MsoNormal"><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;">Başka bir örnek:</span></p>
<p style="text-align:justify;" class="MsoNormal"><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;">Aurillac&#8217;lı Gerbert (</span><span style="font-size:8pt;font-family:Verdana;">940–1003</span><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;">) isimli bilim sempatiza­nı, Toledo&#8217;da İslâm bilginlerinden üç yıl süreyle matema­tik, astronomi, fizik, kimya ve tıp konularında ders alır. Bu zat daha sonraları Sylvestra II unvanı ile Fransa&#8217;da papa ve 10. yüzyılın ünlü bir bilgini olarak karşımıza çıkar.</span></p>
<p style="text-align:justify;" class="MsoNormal"><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;">Başka bir örnek:</span></p>
<p style="text-align:justify;" class="MsoNormal"><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;">830 yılında Avusturya Hükümdarı olan Büyük Alfons, veliaht olacak oğlunu yetiştirmek için, Bağdat ve Şam medreselerinden müslüman bilginleri getirmek maksadıyla, İslâm ülkelerine elçiler göndermesi de, bu medreselerde mevcut ilmî atmosferin seviyesini gösteren başka bir örnek olarak karşımıza çıkar.</span></p>
<p style="text-align:justify;" class="MsoNormal"><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;">İspanya&#8217;nın bu özelliği dolayısıyla bilim tarihi eserleri şunu yazar : “Endülüs (</span><span style="font-size:8pt;font-family:Verdana;">İspanya</span><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;">), İslâm âleminin Avrupa&#8217;ya açılan ilk penceresidir.”</span></p>
<p style="text-align:justify;" class="MsoNormal"><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;"></span></p>
<p style="text-align:justify;" class="MsoNormal"><strong><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;">İKİNCİ PENCERE: SİCİLYA</span></strong></p>
<p style="text-align:justify;" class="MsoNormal"><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;">Müslümanlar, Sicilya&#8217;yı 827 yılında fethe girişmişler, 878 yılında da adanın tamamına egemen olmuşlardır. Sicilya, 1092 yılına kadar iki yüz yıldan fazla bir zaman, kısmen veya tamamen Müslümanların elinde kalmıştır. Bu sürede, Sicilya&#8217;da Doğu İslâm bilim ve kültürü köklü bir tesir bırakmıştır. Latince (Bu dilin halk arasında konuşulan şekli olan İtalyanca), Yunanca ve Arapça Ada&#8217;da konuşulan diller arasında idi. Arapça eserlerden yapılan tercümelerin her geçen yıl hızlanması sonucu Ada&#8217;nın tama­mında yaygınlaşmıştır&#8230;</span></p>
<p style="text-align:justify;" class="MsoNormal"><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;">Nihayet, Sicilya&#8217;da Müslümanların yerini alan Norman Hanedanı, 13. yüzyıla kadar tamamıyla İslamlaşmış bir memleket üzerinde hüküm sürdü. Norman Hanedanının en parlak devrini teşkil eden Roger II (</span><span style="font-size:8pt;font-family:Verdana;">1101 – 1154</span><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;">)&#8217;nın hüküm sürdüğü yıllarda İslam ve Hıristiyan Dinî arasında tefrik yapabilmekte müşkülat çekiliyordu. Saray adamlarının bildikleri diller arasında Arapça daha yaygın idi.</span></p>
<p style="text-align:justify;" class="MsoNormal"><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;">Müslümanların vazettikleri medenî hukuk memleketin ihtiyaçlarını o derece karşılamıştı ki, Normanlar onları hiç değiştirmeden tatbik etmekte devam ettiler.</span></p>
<p style="text-align:justify;" class="MsoNormal"><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;">İslâm ülkelerindeki, medreseler esas alınarak kurulan bilim ve sanat akademileri bütün milletlere açıktı. Bu sebeple çeşitli milletlere mensup bilginler bir araya gelmişlerdir.</span></p>
<p style="text-align:justify;" class="MsoNormal"><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;">Norman Hanedanının iktidardan düşmesi, Müslüman tesirlerine son vermedi. Sicilya Kralı ve aynı zamanda Almanya İmparatoru olan Frederic II&#8217;nin (</span><span style="font-size:8pt;font-family:Verdana;">1194–1250</span><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;">) saltanat senelerinde Palermo Sarayı, daha çok müslüman sarayına benziyordu.</span></p>
<p style="text-align:justify;" class="MsoNormal"><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;">Bu geniş düşünceli ve cesaretli İmparator, 1224 sene­sinde kendi eliyle kurduğu Napoli Üniverstesi için pek çok Arapça elyazma (</span><span style="font-size:8pt;font-family:Verdana;">manüskri</span><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;">) kitap toplatmış ve tercüme et­tirmiştir. Bunlardan çıkarılan birer kopyayı Paris ve Polanya&#8217;ya gönderdi. Böylece İslâm bilim ve kültürü Avrupa&#8217;nın merkezlerine kadar intikal etmiş oldu.</span></p>
<p style="text-align:justify;" class="MsoNormal"><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;">Maiyetinde Müslüman vezirlerini, hukukçularını ve su­bayları/n bulunduran bu hükümdar, İslâm Dünyasının en şöhretli bilginleriyle daima temas halinde idi.  Endülüs bilginlerinden İbn-i  Bab ile karşılıklı yazdıkları mektuplar günümüze kadar gelmiştir.</span></p>
<p style="text-align:justify;" class="MsoNormal"><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;">Frederic II, Hıristiyan şairleri olduğu kadar Müslüman şairleri de himaye ediyordu. Palermo Sarayının halk şair­leri, Müslüman halk şairlerinden örneklerle, İtalyan şairinin esasını teşkil eden Sicilya şiirini meydana getirdiler.</span></p>
<p style="text-align:justify;" class="MsoNormal"><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;"></span></p>
<p style="text-align:justify;" class="MsoNormal"><strong><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;">ÜÇÜNCÜ PENCERE: İSLÂM ÜLKELERİNE YAPILAN SEYAHATLER</span></strong></p>
<p style="text-align:justify;" class="MsoNormal"><strong><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;"> </span></strong><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;">İslâm bilginleri tarafından yazılan eserlerin Avrupa ülkelerine intikalini takip eden yıllarda. Avrupa&#8217;da bilim ve teknolojide önemli gelişmeler başlamıştır. Eser nakillerinde en önemli faktörlerden biri de, bilim heveslisi İspanyol seyyah öğreneler ile ticaret erbabı bazı kimselerin gayretleridir.</span></p>
<p style="text-align:justify;" class="MsoNormal"><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;">Önceleri, 10. yüzyıl başlarından itibaren bilim heveslisi İspanyol seyyah öğrenciler, İslâm ülkelerinde bulunan medreselere öğrenim gayesiyle guruplar halinde gelmeye başlar. Bu öğrenci gurupları medreselerde öğrendikleri bilgileri ve ilginç gördükleri eser ve aletleri Endülüs&#8217;e (</span><span style="font-size:8pt;font-family:Verdana;">İspanya&#8217;ya</span><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;">) intikal ettirmişlerdir (</span><span style="font-size:8pt;font-family:Verdana;">götürmüşlerdir</span><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;">).</span></p>
<p style="text-align:justify;" class="MsoNormal"><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;">Müteakip yıllarda uzman seviyesindeki kimseler ile ticaret erbabı kisvesi altındaki şahsiyetler İslâm ülkelerindeki eserleri Endülüs&#8217;e intikal ettirmek gayesiyle Bağdat, Şam, Basra, Kahire, İstanbul&#8230; gibi şehirleri adım adım dolaşarak elde ettikleri ilmî eserleri sandıklar içerisinde Endülüs&#8217;e nakletmişlerdir.</span></p>
<p style="text-align:justify;" class="MsoNormal"><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;">Bu tarihi gerçeklerden diğerlerini şu şekilde özetlemek mümkündür.</span></p>
<p style="text-align:justify;" class="MsoNormal"><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;">Afrikalı Constantine (</span><span style="font-size:8pt;font-family:Verdana;">Kartaca -Tunus- doğumlu olduğu için bu isim ile tanınır, 1016–1087</span><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;">) bir doğu seyahatine çıkar (</span><span style="font-size:8pt;font-family:Verdana;">11. yüzyıl ortaları</span><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;">). Mısır, Arabistan ve Hint bölgelerini adım adım dolaşır. Bağdat&#8217;ta uzun yıllar ikamet eder. Burada tıp öğrenimi yapar (</span><span style="font-size:8pt;font-family:Verdana;">tamamlar</span><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;">). Avrupa&#8217;ya döndüğünde Avrupa&#8217;nın en eski tıp okulunun bulunduğu Napoli Krallığının bir şehri olan Salemo&#8217;ya (</span><span style="font-size:8pt;font-family:Verdana;">İtalya</span><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;">) yerleşir. Burada yanında getirdiği Arapça yazılmış 76 elyazma (</span><span style="font-size:8pt;font-family:Verdana;">manüskri</span><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;">) eseri Latinceye tercüme etmiştir.</span></p>
<p style="text-align:justify;" class="MsoNormal"><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;">Constantine, Salerno&#8217;da bazı eserlerin yazarı olarak da karşımıza çıkar. Bunlardan birisi Liber Viatcium ismini ta­şıyan «seyahat kitabı.» diğeri ise Liber Pantegni isimli eserdir.</span></p>
<p style="text-align:justify;" class="MsoNormal"><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;">Tıp tarihçilerinin belirttiğine göre, bu iki kitap Cerrahi, anatomi, kırık-çıkık tedavisi, bademcik, göz tababeti, çıbanların yayılması ve tedavisi, tanapaze, kılcal damarlar, idrar, sıtma, perhiz, kimya&#8230; gibi konular da zamanı için orijinal bilgiler ihtiva eder.</span></p>
<p style="text-align:justify;" class="MsoNormal"><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;">Bu iki eserin yazılmasını takip eden 40 – 50 yıl sonraları ilk haçlı seferleri başladı (</span><span style="font-size:8pt;font-family:Verdana;">1095</span><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;">). Bu yıllarda Avrupa&#8217;da uzman seviyesinde Arapça bilenlerin sayısı da çoğalmaya başlar.</span></p>
<p style="text-align:justify;" class="MsoNormal"><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;">Bu dil uzmanlarından, Salerno&#8217;da üç yıl tıp öğrenimi yapmış olan Pizalı Stephan ilk haçlı seferleri sırasında Antakya&#8217;ya uğrar. Burada Ali bin Abbas&#8217;m (</span><span style="font-size:8pt;font-family:Verdana;">? —994</span><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;">) <em>Kitab&#8217;ül Meliki</em> isimli eserinin bir nüshasını ele geçirir. Neticede bu eseri Latinceye tercüme edip Batı bilim dünyası­na kazandırır.</span></p>
<p style="text-align:justify;" class="MsoNormal"><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;">Pizalı Stephan, konu ile ilgili araştırmaları sonucu şu gerçeği tesbit ederek tıp dünyasına açıklar: “<em>Afrikalı Constantine&#8217;in Liber Pantegni isimli eseri. Ali bin Ab­bas&#8217;ın Kitab&#8217;ül Meliki isimli eserinin orijinalidir (</em></span><em><span style="font-size:8pt;font-family:Verdana;">kopyasıdır</span><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;">).”</span></em><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;">  Ali bin Abbas, Kitab&#8217;ül Melikî isimli eserini, Büveyhi</span></p>
<p style="text-align:justify;" class="MsoNormal"><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;">Hükümdarı (</span><span style="font-size:8pt;font-family:Verdana;">Meliki</span><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;">) Adud&#8217;ud Devli Fenne Hüsrev (</span><span style="font-size:8pt;font-family:Verdana;">949–983</span><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;">) adına telif etmiştir. Bu sebepten bu eser Doğu&#8217;da <em>Sultan Kitap</em> veya <em>Kamil’üs-Sınaat-it Tıbbiye</em> (</span><span style="font-size:8pt;font-family:Verdana;">Tıp İlim ve Sanatını İçine Alan Hazine</span><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;">) isimleri ile tanınır. Batı dünyasında <em>ise Liber Reguis</em> olarak bilinmektedir.</span></p>
<p style="text-align:justify;" class="MsoNormal"><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;">Burada şu gerçeği de belirtmek icap eder. Pek tabidir ki, Ali bin Abbas Grek bilginlerinden Hipokrat (</span><span style="font-size:8pt;font-family:Verdana;">M.Ö. 460 377</span><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;">) ve Galen (</span><span style="font-size:8pt;font-family:Verdana;">M.S. 121 -201</span><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;">) tarafından hazırlanan eserler ile İslâm Dünyasının ünlü bilgini Ebu Bekir el-Râzî (</span><span style="font-size:8pt;font-family:Verdana;">864 – 925</span><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;">) tarafından yazılan <em>el-Hâvî</em> ve <em>el-Mansur </em>isimli eserleri görmüş ve incelemiş olabilir. Ancak, Ali bin Abbas&#8217;ın <em>Kitab&#8217;ül Meliki</em> isimli eserindeki bilgilerin, zamanı için orijinal olduğu hakkında tıp tarihçilerinin hemfikirdir.</span></p>
<p style="text-align:justify;" class="MsoNormal"><em><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;">Kitab&#8217;ül Melikî</span></em><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;"> adlı eser Latince dışında, müteakip yıl­larda Fransızca ve Almancaya da tercüme edildi. 1294 yılında da Kahire&#8217;de basıldığını görmekteyiz. Bergama Kadısı tarafından da 1453 yılında bir kısmı Türkçeye tercüme edilmiştir.</span></p>
<p style="text-align:justify;" class="MsoNormal"><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;">Adı geçen eser, İbn-i Sina&#8217;nın (</span><span style="font-size:8pt;font-family:Verdana;">980–1037</span><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;">) Tıp Kanunu adlı eserin Latince tercümeleri ortaya çıkıncaya kadar, Batı dünyasında en itibar edilir kaynak eser olarak değe­rini korumuştur.</span></p>
<p style="text-align:justify;" class="MsoNormal"><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;">Başka bir örnek ise: Fetih yılları sırasında hümanist Giovannî Ausria&#8217;nın (</span><span style="font-size:8pt;font-family:Verdana;">1368–1460</span><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;">), 238 elyazma eseri, Bizans&#8217;tan Venedik&#8217;e naklettiği de tarihi bir gerçektir. İstanbul&#8217;un özel kitaplıklarında gizli kalmış birkaç elyazma eser müstesna, İstanbul kütüphanelerinde de elyazma eserlerden fazla bir şey kalmamış gibiydi.</span></p>
<p style="text-align:justify;" class="MsoNormal"><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;"></span></p>
<p style="text-align:justify;" class="MsoNormal"><strong><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;">DÖRDÜNCÜ PENCERE: HAÇLI SEFERLERİ</span></strong></p>
<p style="text-align:justify;" class="MsoNormal"><strong><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;"> </span></strong><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;">Bilim tarihi ile ilgili eserlerin bir kısmı Doğu ile Batı arasında bilim ve kültür alışverişine ilk sebep olarak haçlı </span><span style="font-size:10pt;color:black;font-family:Verdana;">seferlerini g</span><span style="font-size:10pt;color:black;font-family:Verdana;">ö</span><span style="font-size:10pt;color:black;font-family:Verdana;">sterir. Bir vehimden ibaret olan bu g</span><span style="font-size:10pt;color:black;font-family:Verdana;">ö</span><span style="font-size:10pt;color:black;font-family:Verdana;">r</span><span style="font-size:10pt;color:black;font-family:Verdana;">üş </span><span style="font-size:10pt;color:black;font-family:Verdana;">ger</span><span style="font-size:10pt;color:black;font-family:Verdana;">ç</span><span style="font-size:10pt;color:black;font-family:Verdana;">ekleri sapt</span><span style="font-size:10pt;color:black;font-family:Verdana;">ı</span><span style="font-size:10pt;color:black;font-family:Verdana;">rmuk i</span><span style="font-size:10pt;color:black;font-family:Verdana;">ç</span><span style="font-size:10pt;color:black;font-family:Verdana;">in kas</span><span style="font-size:10pt;color:black;font-family:Verdana;">ı</span><span style="font-size:10pt;color:black;font-family:Verdana;">tl</span><span style="font-size:10pt;color:black;font-family:Verdana;">ı</span><span style="font-size:10pt;color:black;font-family:Verdana;"> olarak ortaya konmu</span><span style="font-size:10pt;color:black;font-family:Verdana;">ş</span><span style="font-size:10pt;color:black;font-family:Verdana;">tur. M</span><span style="font-size:10pt;color:black;font-family:Verdana;">ü</span><span style="font-size:10pt;color:black;font-family:Verdana;">ste</span><span style="font-size:10pt;color:black;font-family:Verdana;">ş</span><span style="font-size:10pt;color:black;font-family:Verdana;">rikler taraf</span><span style="font-size:10pt;color:black;font-family:Verdana;">ı</span><span style="font-size:10pt;color:black;font-family:Verdana;">ndan ortaya konan bu yanl</span><span style="font-size:10pt;color:black;font-family:Verdana;">ış</span><span style="font-size:10pt;color:black;font-family:Verdana;"> g</span><span style="font-size:10pt;color:black;font-family:Verdana;">ö</span><span style="font-size:10pt;color:black;font-family:Verdana;">r</span><span style="font-size:10pt;color:black;font-family:Verdana;">üş</span><span style="font-size:10pt;color:black;font-family:Verdana;">e a</span><span style="font-size:10pt;color:black;font-family:Verdana;">çı</span><span style="font-size:10pt;color:black;font-family:Verdana;">kl</span><span style="font-size:10pt;color:black;font-family:Verdana;">ı</span><span style="font-size:10pt;color:black;font-family:Verdana;">k getirmemiz gerekir. </span><span style="font-size:10pt;color:black;font-family:Verdana;">Şö</span><span style="font-size:10pt;color:black;font-family:Verdana;">yle ki: </span><span style="font-size:10pt;color:black;font-family:Verdana;">İ</span><span style="font-size:10pt;color:black;font-family:Verdana;">lk (</span><span style="font-size:8pt;color:black;font-family:Verdana;">birinci</span><span style="font-size:10pt;color:black;font-family:Verdana;">) ha</span><span style="font-size:10pt;color:black;font-family:Verdana;">ç</span><span style="font-size:10pt;color:black;font-family:Verdana;">l</span><span style="font-size:10pt;color:black;font-family:Verdana;">ı</span><span style="font-size:10pt;color:black;font-family:Verdana;"> seferi, Sel</span><span style="font-size:10pt;color:black;font-family:Verdana;">ç</span><span style="font-size:10pt;color:black;font-family:Verdana;">uklu egemenli</span><span style="font-size:10pt;color:black;font-family:Verdana;">ğ</span><span style="font-size:10pt;color:black;font-family:Verdana;">inin giderek yay</span><span style="font-size:10pt;color:black;font-family:Verdana;">ı</span><span style="font-size:10pt;color:black;font-family:Verdana;">lmas</span><span style="font-size:10pt;color:black;font-family:Verdana;">ı</span><span style="font-size:10pt;color:black;font-family:Verdana;"> ve Malazgirtteki B</span><span style="font-size:10pt;color:black;font-family:Verdana;">ü</span><span style="font-size:10pt;color:black;font-family:Verdana;">y</span><span style="font-size:10pt;color:black;font-family:Verdana;">ü</span><span style="font-size:10pt;color:black;font-family:Verdana;">k Zaferden sonra kutsal topraklardan olan Filistin ve Kud</span><span style="font-size:10pt;color:black;font-family:Verdana;">ü</span><span style="font-size:10pt;color:black;font-family:Verdana;">s&#8217;</span><span style="font-size:10pt;color:black;font-family:Verdana;">ü</span><span style="font-size:10pt;color:black;font-family:Verdana;"> ele ge</span><span style="font-size:10pt;color:black;font-family:Verdana;">ç</span><span style="font-size:10pt;color:black;font-family:Verdana;">irmek i</span><span style="font-size:10pt;color:black;font-family:Verdana;">ç</span><span style="font-size:10pt;color:black;font-family:Verdana;">in 1095 y</span><span style="font-size:10pt;color:black;font-family:Verdana;">ı</span><span style="font-size:10pt;color:black;font-family:Verdana;">l</span><span style="font-size:10pt;color:black;font-family:Verdana;">ı</span><span style="font-size:10pt;color:black;font-family:Verdana;">nda ba</span><span style="font-size:10pt;color:black;font-family:Verdana;">ş</span><span style="font-size:10pt;color:black;font-family:Verdana;">lam</span><span style="font-size:10pt;color:black;font-family:Verdana;">ış</span><span style="font-size:10pt;color:black;font-family:Verdana;">t</span><span style="font-size:10pt;color:black;font-family:Verdana;">ı</span><span style="font-size:10pt;color:black;font-family:Verdana;">r. (</span><span style="font-size:8pt;color:black;font-family:Verdana;">Kud</span><span style="font-size:8pt;color:black;font-family:Verdana;">ü</span><span style="font-size:8pt;color:black;font-family:Verdana;">s&#8217;</span><span style="font-size:8pt;color:black;font-family:Verdana;">ü</span><span style="font-size:8pt;color:black;font-family:Verdana;">n ele ge</span><span style="font-size:8pt;color:black;font-family:Verdana;">ç</span><span style="font-size:8pt;color:black;font-family:Verdana;">irili</span><span style="font-size:8pt;color:black;font-family:Verdana;">ş</span><span style="font-size:8pt;color:black;font-family:Verdana;">i 1098</span><span style="font-size:10pt;color:black;font-family:Verdana;">). </span><span style="font-size:10pt;color:black;font-family:Verdana;">İ</span><span style="font-size:10pt;color:black;font-family:Verdana;">kinci Ha</span><span style="font-size:10pt;color:black;font-family:Verdana;">ç</span><span style="font-size:10pt;color:black;font-family:Verdana;">l</span><span style="font-size:10pt;color:black;font-family:Verdana;">ı</span><span style="font-size:10pt;color:black;font-family:Verdana;"> Seferi ise </span><span style="font-size:10pt;color:black;font-family:Verdana;">İ</span><span style="font-size:10pt;color:black;font-family:Verdana;">znik, Konya ve Antakya </span><span style="font-size:10pt;color:black;font-family:Verdana;">ü</span><span style="font-size:10pt;color:black;font-family:Verdana;">zerinden </span><span style="font-size:10pt;color:black;font-family:Verdana;">Ş</span><span style="font-size:10pt;color:black;font-family:Verdana;">am&#8217;</span><span style="font-size:10pt;color:black;font-family:Verdana;">ı</span><span style="font-size:10pt;color:black;font-family:Verdana;"> kurtarmak i</span><span style="font-size:10pt;color:black;font-family:Verdana;">ç</span><span style="font-size:10pt;color:black;font-family:Verdana;">in 1145 y</span><span style="font-size:10pt;color:black;font-family:Verdana;">ı</span><span style="font-size:10pt;color:black;font-family:Verdana;">l</span><span style="font-size:10pt;color:black;font-family:Verdana;">ı</span><span style="font-size:10pt;color:black;font-family:Verdana;">nda ger</span><span style="font-size:10pt;color:black;font-family:Verdana;">ç</span><span style="font-size:10pt;color:black;font-family:Verdana;">ekle</span><span style="font-size:10pt;color:black;font-family:Verdana;">ş</span><span style="font-size:10pt;color:black;font-family:Verdana;">tirilmi</span><span style="font-size:10pt;color:black;font-family:Verdana;">ş</span><span style="font-size:10pt;color:black;font-family:Verdana;">tir. (</span><span style="font-size:8pt;color:black;font-family:Verdana;">1204 y</span><span style="font-size:8pt;color:black;font-family:Verdana;">ı</span><span style="font-size:8pt;color:black;font-family:Verdana;">l</span><span style="font-size:8pt;color:black;font-family:Verdana;">ı</span><span style="font-size:8pt;color:black;font-family:Verdana;">nda Ha</span><span style="font-size:8pt;color:black;font-family:Verdana;">ç</span><span style="font-size:8pt;color:black;font-family:Verdana;">l</span><span style="font-size:8pt;color:black;font-family:Verdana;">ı</span><span style="font-size:8pt;color:black;font-family:Verdana;">lar</span><span style="font-size:8pt;color:black;font-family:Verdana;">ı</span><span style="font-size:8pt;color:black;font-family:Verdana;">n </span><span style="font-size:8pt;color:black;font-family:Verdana;">İ</span><span style="font-size:8pt;color:black;font-family:Verdana;">stanbul&#8217;u zapt</span><span style="font-size:8pt;color:black;font-family:Verdana;">ı</span><span style="font-size:8pt;color:black;font-family:Verdana;"> s</span><span style="font-size:8pt;color:black;font-family:Verdana;">ı</span><span style="font-size:8pt;color:black;font-family:Verdana;">ras</span><span style="font-size:8pt;color:black;font-family:Verdana;">ı</span><span style="font-size:8pt;color:black;font-family:Verdana;">nda birka</span><span style="font-size:8pt;color:black;font-family:Verdana;">ç</span><span style="font-size:8pt;color:black;font-family:Verdana;"> elyazma eserin kayboldu</span><span style="font-size:8pt;color:black;font-family:Verdana;">ğ</span><span style="font-size:8pt;color:black;font-family:Verdana;">u ve bir</span><span style="font-size:8pt;color:black;font-family:Verdana;">ç</span><span style="font-size:8pt;color:black;font-family:Verdana;">ok eserin de tahrip edildi</span><span style="font-size:8pt;color:black;font-family:Verdana;">ğ</span><span style="font-size:8pt;color:black;font-family:Verdana;">i bilinmektedir</span><span style="font-size:10pt;color:black;font-family:Verdana;">.)</span></p>
<p style="text-align:justify;" class="MsoNormal"><span style="font-size:10pt;color:black;font-family:Verdana;">Y</span><span style="font-size:10pt;color:black;font-family:Verdana;">ı</span><span style="font-size:10pt;color:black;font-family:Verdana;">llara dayal</span><span style="font-size:10pt;color:black;font-family:Verdana;">ı</span><span style="font-size:10pt;color:black;font-family:Verdana;"> olan bu k</span><span style="font-size:10pt;color:black;font-family:Verdana;">ı</span><span style="font-size:10pt;color:black;font-family:Verdana;">sa tarihi bilgiden sonra, konunun ger</span><span style="font-size:10pt;color:black;font-family:Verdana;">ç</span><span style="font-size:10pt;color:black;font-family:Verdana;">ek y</span><span style="font-size:10pt;color:black;font-family:Verdana;">ö</span><span style="font-size:10pt;color:black;font-family:Verdana;">n</span><span style="font-size:10pt;color:black;font-family:Verdana;">ü</span><span style="font-size:10pt;color:black;font-family:Verdana;">n</span><span style="font-size:10pt;color:black;font-family:Verdana;">ü</span><span style="font-size:10pt;color:black;font-family:Verdana;">n </span><span style="font-size:10pt;color:black;font-family:Verdana;">ş</span><span style="font-size:10pt;color:black;font-family:Verdana;">u </span><span style="font-size:10pt;color:black;font-family:Verdana;">ş</span><span style="font-size:10pt;color:black;font-family:Verdana;">ekilde olmas</span><span style="font-size:10pt;color:black;font-family:Verdana;">ı</span><span style="font-size:10pt;color:black;font-family:Verdana;"> gerekmektedir.</span></p>
<p style="text-align:justify;" class="MsoNormal"><span style="font-size:10pt;color:black;font-family:Verdana;">Avrupa </span><span style="font-size:10pt;color:black;font-family:Verdana;">ü</span><span style="font-size:10pt;color:black;font-family:Verdana;">lkeleri </span><span style="font-size:10pt;color:black;font-family:Verdana;">İ</span><span style="font-size:10pt;color:black;font-family:Verdana;">sl</span><span style="font-size:10pt;color:black;font-family:Verdana;">â</span><span style="font-size:10pt;color:black;font-family:Verdana;">m D</span><span style="font-size:10pt;color:black;font-family:Verdana;">ü</span><span style="font-size:10pt;color:black;font-family:Verdana;">nyas</span><span style="font-size:10pt;color:black;font-family:Verdana;">ı</span><span style="font-size:10pt;color:black;font-family:Verdana;">n</span><span style="font-size:10pt;color:black;font-family:Verdana;">ı</span><span style="font-size:10pt;color:black;font-family:Verdana;">n sahip oldu</span><span style="font-size:10pt;color:black;font-family:Verdana;">ğ</span><span style="font-size:10pt;color:black;font-family:Verdana;">u bilim ve k</span><span style="font-size:10pt;color:black;font-family:Verdana;">ü</span><span style="font-size:10pt;color:black;font-family:Verdana;">lt</span><span style="font-size:10pt;color:black;font-family:Verdana;">ü</span><span style="font-size:10pt;color:black;font-family:Verdana;">r</span><span style="font-size:10pt;color:black;font-family:Verdana;">ü</span><span style="font-size:10pt;color:black;font-family:Verdana;"> ha</span><span style="font-size:10pt;color:black;font-family:Verdana;">ç</span><span style="font-size:10pt;color:black;font-family:Verdana;">l</span><span style="font-size:10pt;color:black;font-family:Verdana;">ı</span><span style="font-size:10pt;color:black;font-family:Verdana;"> seferlerinden </span><span style="font-size:10pt;color:black;font-family:Verdana;">ç</span><span style="font-size:10pt;color:black;font-family:Verdana;">ok </span><span style="font-size:10pt;color:black;font-family:Verdana;">ö</span><span style="font-size:10pt;color:black;font-family:Verdana;">nceki y</span><span style="font-size:10pt;color:black;font-family:Verdana;">ı</span><span style="font-size:10pt;color:black;font-family:Verdana;">llarda tan</span><span style="font-size:10pt;color:black;font-family:Verdana;">ı</span><span style="font-size:10pt;color:black;font-family:Verdana;">m</span><span style="font-size:10pt;color:black;font-family:Verdana;">ış</span><span style="font-size:10pt;color:black;font-family:Verdana;">t</span><span style="font-size:10pt;color:black;font-family:Verdana;">ı</span><span style="font-size:10pt;color:black;font-family:Verdana;">r, elde etmi</span><span style="font-size:10pt;color:black;font-family:Verdana;">ş</span><span style="font-size:10pt;color:black;font-family:Verdana;">tir. Bu tan</span><span style="font-size:10pt;color:black;font-family:Verdana;">ı</span><span style="font-size:10pt;color:black;font-family:Verdana;">ma 9. y</span><span style="font-size:10pt;color:black;font-family:Verdana;">ü</span><span style="font-size:10pt;color:black;font-family:Verdana;">zy</span><span style="font-size:10pt;color:black;font-family:Verdana;">ı</span><span style="font-size:10pt;color:black;font-family:Verdana;">l ba</span><span style="font-size:10pt;color:black;font-family:Verdana;">ş</span><span style="font-size:10pt;color:black;font-family:Verdana;">lar</span><span style="font-size:10pt;color:black;font-family:Verdana;">ı</span><span style="font-size:10pt;color:black;font-family:Verdana;">ndan itibaren End</span><span style="font-size:10pt;color:black;font-family:Verdana;">ü</span><span style="font-size:10pt;color:black;font-family:Verdana;">l</span><span style="font-size:10pt;color:black;font-family:Verdana;">ü</span><span style="font-size:10pt;color:black;font-family:Verdana;">s (</span><span style="font-size:8pt;color:black;font-family:Verdana;">İ</span><span style="font-size:8pt;color:black;font-family:Verdana;">spanya</span><span style="font-size:10pt;color:black;font-family:Verdana;">) yoluyla olmu</span><span style="font-size:10pt;color:black;font-family:Verdana;">ş</span><span style="font-size:10pt;color:black;font-family:Verdana;">tur. Yani ha</span><span style="font-size:10pt;color:black;font-family:Verdana;">ç</span><span style="font-size:10pt;color:black;font-family:Verdana;">l</span><span style="font-size:10pt;color:black;font-family:Verdana;">ı</span><span style="font-size:10pt;color:black;font-family:Verdana;"> seferlerinden iki as</span><span style="font-size:10pt;color:black;font-family:Verdana;">ı</span><span style="font-size:10pt;color:black;font-family:Verdana;">r </span><span style="font-size:10pt;color:black;font-family:Verdana;">ö</span><span style="font-size:10pt;color:black;font-family:Verdana;">nceleri. Ancak; Avrupa ha</span><span style="font-size:10pt;color:black;font-family:Verdana;">ç</span><span style="font-size:10pt;color:black;font-family:Verdana;">l</span><span style="font-size:10pt;color:black;font-family:Verdana;">ı</span><span style="font-size:10pt;color:black;font-family:Verdana;"> seferleri y</span><span style="font-size:10pt;color:black;font-family:Verdana;">ı</span><span style="font-size:10pt;color:black;font-family:Verdana;">llarda, </span><span style="font-size:10pt;color:black;font-family:Verdana;">İ</span><span style="font-size:10pt;color:black;font-family:Verdana;">sl</span><span style="font-size:10pt;color:black;font-family:Verdana;">â</span><span style="font-size:10pt;color:black;font-family:Verdana;">m </span><span style="font-size:10pt;color:black;font-family:Verdana;">ü</span><span style="font-size:10pt;color:black;font-family:Verdana;">lkelerinde ortaya konan yeni eserleri elde etti. Netice itibariyle de </span><span style="font-size:10pt;color:black;font-family:Verdana;">İ</span><span style="font-size:10pt;color:black;font-family:Verdana;">sl</span><span style="font-size:10pt;color:black;font-family:Verdana;">â</span><span style="font-size:10pt;color:black;font-family:Verdana;">m </span><span style="font-size:10pt;color:black;font-family:Verdana;">â</span><span style="font-size:10pt;color:black;font-family:Verdana;">leminde yeni geli</span><span style="font-size:10pt;color:black;font-family:Verdana;">ş</span><span style="font-size:10pt;color:black;font-family:Verdana;">en bilim ve k</span><span style="font-size:10pt;color:black;font-family:Verdana;">ü</span><span style="font-size:10pt;color:black;font-family:Verdana;">lt</span><span style="font-size:10pt;color:black;font-family:Verdana;">ü</span><span style="font-size:10pt;color:black;font-family:Verdana;">r</span><span style="font-size:10pt;color:black;font-family:Verdana;">ü</span><span style="font-size:10pt;color:black;font-family:Verdana;"> </span><span style="font-size:10pt;color:black;font-family:Verdana;">öğ</span><span style="font-size:10pt;color:black;font-family:Verdana;">rendi. Bunlar</span><span style="font-size:10pt;color:black;font-family:Verdana;">ı</span><span style="font-size:10pt;color:black;font-family:Verdana;">n d</span><span style="font-size:10pt;color:black;font-family:Verdana;">ışı</span><span style="font-size:10pt;color:black;font-family:Verdana;">nda, </span><span style="font-size:10pt;color:black;font-family:Verdana;">İ</span><span style="font-size:10pt;color:black;font-family:Verdana;">sl</span><span style="font-size:10pt;color:black;font-family:Verdana;">â</span><span style="font-size:10pt;color:black;font-family:Verdana;">m D</span><span style="font-size:10pt;color:black;font-family:Verdana;">ü</span><span style="font-size:10pt;color:black;font-family:Verdana;">nyas</span><span style="font-size:10pt;color:black;font-family:Verdana;">ı</span><span style="font-size:10pt;color:black;font-family:Verdana;">nda mevcut askerlik ve ticaretle ilgili bilgiler de, Avrupal</span><span style="font-size:10pt;color:black;font-family:Verdana;">ı</span><span style="font-size:10pt;color:black;font-family:Verdana;">lar taraf</span><span style="font-size:10pt;color:black;font-family:Verdana;">ı</span><span style="font-size:10pt;color:black;font-family:Verdana;">ndan Ha</span><span style="font-size:10pt;color:black;font-family:Verdana;">ç</span><span style="font-size:10pt;color:black;font-family:Verdana;">l</span><span style="font-size:10pt;color:black;font-family:Verdana;">ı</span><span style="font-size:10pt;color:black;font-family:Verdana;"> Seferleri s</span><span style="font-size:10pt;color:black;font-family:Verdana;">ı</span><span style="font-size:10pt;color:black;font-family:Verdana;">ras</span><span style="font-size:10pt;color:black;font-family:Verdana;">ı</span><span style="font-size:10pt;color:black;font-family:Verdana;">nda </span><span style="font-size:10pt;color:black;font-family:Verdana;">öğ</span><span style="font-size:10pt;color:black;font-family:Verdana;">renildi.</span></p>
<p style="text-align:justify;" class="MsoNormal"><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;">Bu konuda Riesler şunları yazar: “Suriye, Haçlı Seferleri boyunca Doğu ve Batı&#8217;yı birleştiren bir nokta olmasına rağmen, Batı&#8217;ya tesirinin ölçüsü bakımından İspanya ve Sicilya&#8217;dan sonra gelir.”</span></p>
<p style="text-align:justify;" class="MsoNormal"><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;"></span></p>
<p style="text-align:justify;" class="MsoNormal"><strong><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;">BEŞİNCİ PENCERE: HIRİSTİYAN AİLELERİN MÜSLÜ­MAN AİLELER İLE AKRABALIK TESİSİ GAYRETLERİ</span></strong></p>
<p style="text-align:justify;" class="MsoNormal"><strong><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;"> </span></strong><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;">Son derece enteresan olmasına rağmen, bilim heveslisi ve bilim erbabı bazı Hıristiyan aileler, İslâm bilim ve kültürünü elde etmek gayesiyle, Müslüman aileler ile evlenmek suretiyle akrabalık tesisi kurma yolunu tercih ettiler.</span></p>
<p style="text-align:justify;" class="MsoNormal"><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;">Teledo&#8217;yu istila eden ve Müslüman İşbuliye (</span><span style="font-size:8pt;font-family:Verdana;">Sevilla</span><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;">) Melikesinin kızı ile evlenen Alphons VI. Hıristiyanlarla Müslümanlar arasında ilmî ve kültürel yakınlığın meydana gelmesinde büyük hizmetleri (</span><span style="font-size:8pt;font-family:Verdana;">etkileri</span><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;">) oldu. Kaynakların bir kısmı, bu evliliği takip eden yıllarda, Bağdat&#8217;taki <em>Beyt&#8217;ül Hikme</em>&#8216;nin benzeri olan medreselerin Toledo&#8217;da da tesis edildiğini belirtir.</span></p>
<p style="text-align:justify;" class="MsoNormal"><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;">Bu medreselerde, önce mütercimler, daha sonra da uzman seviyesindeki kimseler (</span><span style="font-size:8pt;font-family:Verdana;">bilim adamlar</span><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;">ı), müslüman bilginlerin ortaya koydukları; matematik, fizik, kimya, tıp, felsefe., ile ilgili eserlerin çoğunluğunu Latinceye tercüme ettiler.</span></p>
<p style="text-align:justify;" class="MsoNormal"><span style="font-weight:700;font-size:10pt;font-family:Verdana;">Netice olarak:</span></p>
<p style="text-align:justify;" class="MsoNormal"><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;">Yukarda beş ayrı pencere halinde belirttiğimiz gayret­ler sonucu, İslâm bilginleri tarafından yazılan eserlerin pek çoğu, elyazma halinde Avrupalı bilginlerin eline geçmiş oldu. Bu tarihi gerçekleri bilimin terakkisi ne gölgelendirebilir ve ne de unutturabilir.</span></p>
<p style="text-align:justify;" class="MsoNormal"><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;">Bugün; Vatikan Oxford, Paris (</span><span style="font-size:8pt;font-family:Verdana;">Bibloteque Nationelle</span><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;">), Londra (</span><span style="font-size:8pt;font-family:Verdana;">Brisch Museum</span><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;">), Berlin, Moskova ve Leyden Kütüphaneleri, Doğu yazma eserlerinin zenginliği ile ün yapmış kütüphanelerdir.</span></p>
<p style="text-align:justify;" class="MsoNormal"><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;">Burada okuyucunun aklına şöyle bir soru gelmektedir. Bu eser intikâlleri hangi sonuçları ortaya koydu?</span></p>
<p style="text-align:justify;" class="MsoNormal"><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;">Avrupa&#8217;ya intikal eden eserlerin bir kısmı Abbasî Halifesi el-Me&#8217;mun zamanında Bağdat&#8217;ta 815 yılında kurulan Beyt&#8217;üi Hikme ve Halife el-Hakem tarafından Kahire&#8217;de 1005 yılında kurulan Dar&#8217;ül Hikme benzeri; Kurtuba, Toledo, Sevilla, Ferrara, Salerno, Venedik&#8230; gibi şehirlerde kurulan medreselerde, bir kısmı da şahsi gayretler sonucu Avrupa&#8217;nın ünlü mütercimleri tarafından önce Latlnceye. müteakip yıllarda da günümüz Batı dillerine tercüme edilmiştir.</span></p>
<p style="text-align:justify;" class="MsoNormal"><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;">Burada belirttiğimiz şehirlerde görülen tercüme faaliyeti kesintisiz olarak 250 yıl kadar, başka bir ifade ile 5–6 nesil (</span><span style="font-size:8pt;font-family:Verdana;">kuşak</span><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;">) devam etmiştir.</span></p>
<p style="text-align:justify;" class="MsoNormal"><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;">Önceleri, 10. yüzyılın ilk yıllarında başlayan ve 12. yüzyıl sonlarına kadar kesintisiz devam eden bu tercüme faaliyeti için geçen zamana, bazı kaynaklarda “Avrupa&#8217;nın aydınlanma Çağı (</span><span style="font-size:8pt;font-family:Verdana;">dönemi</span><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;">)”, bazı kaynaklarda da tercüme faaliyetinin yoğun olduğu yılları dikkate alarak 12. yüzyıl için &#8220;Tercüme Yüzyılı&#8221; ifadesini kullanır.</span></p>
<p style="text-align:justify;" class="MsoNormal"><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;">İspanya ve İtalya&#8217;da tercüme faaliyetleri ile ilgili yapılan çalışmaları şu şekilde özetlemek mümkündür.</span></p>
<p style="text-align:justify;" class="MsoNormal"><strong><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;">1.</span></strong><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;">    Buralarda toplanan zamanın ünlü mütercimleri, İslâm bilginleri tarafından Arapça ve Farsça yazılan, matematik, astronomi, fizik, kimya, tıp &#8230;konuları ile ilgili eserleri önce Latinceye tercüme etmişlerdir.</span></p>
<p style="text-align:justify;" class="MsoNormal"><strong><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;">2</span></strong><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;">.    Antik dönem Grek bilginlerinden; Euclides, Archimides, Aristo, Fisagor, Apolonyos, Batlamyos ve çağdaşları tarafından yazılan eserlerin, Arapça şerh ve tahlilleri de, Latinceye tercüme edildi. Böylece, antik Yunan&#8217;da yazılan eserler, Batı üniversite ve benzeri bilim çevrelerinde tanıma ve okunma imkânı buldu.</span></p>
<p style="text-align:justify;" class="MsoNormal"><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;">İtalya&#8217;da Roma İmparatoru Frederik II (</span><span style="font-size:8pt;font-family:Verdana;"> 1194–1250</span><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;">), 1224 yılında Napoli ve Padua&#8217;da birer üniversite yaptırır (</span><span style="font-size:8pt;font-family:Verdana;">kurar</span><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;">). Bu üniversiteleri, İslâm bilim ve kültürünü Batı&#8217;ya tanıtmak için tercüme akademisi hüviyeti haline getirtmiştir. Frederik II, bu kuruluşlara Avrupalı ünlü mütercimler yanında, zamanın yahudi asıllı mütercimleri de toplamıştır.</span></p>
<p style="text-align:justify;" class="MsoNormal"><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;">3. Bu tercüme akademilerinde, Fransız, İngiliz, Alman, İtalyan bilim ve din adamları, muhtelif tarihlerde, İslâm bilginlerinden ders gördükleri de tarihi bir gerçektir.</span></p>
<p style="text-align:justify;" class="MsoNormal"><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;">Bu tür çalışmalar sonucu; 9. yüzyılın ilk yıllarında, İs­lâm idaresi altında bulunan İspanya, Sicilya ve Güney Fransa&#8217;da İslâm bilim ve kültürü her tarafı kapladı. İspanyollar, kendi dilleri olan Romen dilini bir kenara bırakarak, bilim ve kültürdeki üstünlüğü dolayısıyla Arapçayı kendi dillerine tercih ettiler.</span></p>
<p style="text-align:justify;" class="MsoNormal"><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;">Buraya kadar olan kısımda belirtmeye çalıştığımız ter­cüme gayretleri sonucu, Harezrhî, Beyrûnî, İbn-i Sina, Ali bin Abbas, Câbir bin Hayyân, İbn-i Heysem ve diğer İslâm bilginleri tarafından hazırlanan eserler, önceleri İspanya&#8217;da yayılır. Bilahare de İspanya&#8217;nın yakınlığı dolayısıyla Fransa*da yaygınlaşır. Fransa&#8217;nın da Avrupa ülkelerinin merkezi durumda olması sonucu Avrupa&#8217;nın bütün ül­kelerine 10. yüzyıl başlarından itibaren hızla yayılmıştır.</span></p>
<p style="text-align:justify;" class="MsoNormal"><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;">Bu yayılma faaliyeti (</span><span style="font-size:8pt;font-family:Verdana;">gayreti</span><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;">), hangi merkezlerde (</span><span style="font-size:8pt;font-family:Verdana;">şe­hirlerde</span><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;">) olmuştur?</span></p>
<p style="text-align:justify;" class="MsoNormal"><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;">Bu merkezlerin önde gelenleri olarak; Kurtuba, Toledo, Segavio, Venedik, Ferrare, Salerno, Padua, Numberg, Basel, Paris, Londra&#8230; gibi şehirleri belirtebiliriz.</span></p>
<p style="text-align:justify;" class="MsoNormal"><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;">İslâm bilginlerine ait eserlerin önce Latinceye, müteakip, yıllarda da günümüz Batı dillerine tercümeleri deyince, aklımıza Avrupa&#8217;nın ünlü mütercimleri gelir. Bu mütercimlerin önde gelenlerinden bazılarını şu şekilde gruplandırarak zikretmek uygun olacaktır</span></p>
<p style="text-align:justify;" class="MsoNormal"><strong><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;">İspanyollardan</span></strong><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;">; Sevilleli John (1),Dalmaçyalı Herman (2), Santallalı Hung (3),    Abraham  Bar Hiyve (4)&#8230;    <strong> İtalyanlardan</strong>; Cremonalı   Gerherd (5),   Tvolili   Palato (6),   Pizalı   “Antakyalı” Stephan (7),  Venedikli   James (8),   Palermolu   Eugene (9),   Katanyalı Aristippus(10), Romalı Pascal(11), Willîam le Mire(12), Sarazin (13), Pizalı Burgundie (14) Padovalı Salioı (15) Leo Tuscus(16)&#8230; <strong>İngilizlerden</strong>; Bathlı Adhelard (17), Chesterli Robert(18), Yaşlı Peter(19),  Roger  Bacon (20),  Alfred   Sareshel (21),   Pizalı   Leonardo (22), Arnaldus Villanovanos (23), İskoçyalı Scot&#8230; gibi isim­leri belirtebiliriz.</span></p>
<p style="text-align:justify;" class="MsoNormal"><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;">Tercüme konusunda yeterli bilgi verebilmek için, tercümesi yapılan eserleri her yüzyıl için ayrı ayrı belirtmek gerekir. Hatta bu iş yapılırken, tercümesi yapılan eser isimlerinin yanında, kimler tarafından tercüme edildiği, tercüme ve yayın tarihleri ile konularını da kısaca açıklamak icap eder.</span></p>
<p style="text-align:justify;" class="MsoNormal"><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;">Ancak, burada konu hakkında toplu (</span><span style="font-size:8pt;font-family:Verdana;">özet</span><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;">) bilgi vere­bilmek için, zamanın bilim dili olan Arapça ile edebiyat ve sanat dili olan Farsçadan Batı dillerine yapılan tercümeleri:</span></p>
<p style="text-align:justify;" class="MsoNormal"><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;">Arapça ve Farsçadan Latinceye </span></p>
<p style="text-align:justify;" class="MsoNormal"><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;">Arapça ve Farsçadan İbranlceye </span></p>
<p style="text-align:justify;" class="MsoNormal"><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;">Arapça ve Farsçadan Yunancaya </span></p>
<p style="text-align:justify;" class="MsoNormal"><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;">Arapça ve Farsçadan İspanyolcaya Arapça ve Farsçadan Portekizceye şeklinde gruplandırarak açıklamak uygun olacaktır. Bu açıklama gurubu içerisinde, ölü dillerden olan Sankstritce ve Pevleviceden yapılan tercümeleri de katmak icap eder. Daha sonraki yıllarda, günümüz Batı dillerine yapılan tercümeleri de zikretmek gerekir.</span></p>
<p style="text-align:justify;" class="MsoNormal"><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;">Meseleyi bu haliyle mütalaa ettiğimizde, sahifelerini sınırlı tuttuğumuz bu çalışma içerisine sığmaz. Bilim dal­larının çeşitliliğini de dikkate alırsak bu çalışma birkaç cilt olur&#8230;</span></p>
<p style="text-align:justify;" class="MsoNormal"><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;">Burada okuyucuya toplu bilgi vermiş olmak için, ko­nunun akışı içerisinde, bu merkezlerde tercümesi yapılan ve yayınlanan eser isimlerinin sınırlı bir sergilemesini yaptık. Gerekli durumlarda değişik bilim dalları ile ilgili örnekler belirttik.</span></p>
<p style="text-align:justify;" class="MsoNormal"><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;"></span></p>
<p style="text-align:justify;" class="MsoNormal"><strong><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;">İSLÂM BİLİM VE KÜLTÜRÜNÜN BATI&#8217;YA NE GİBİ ETKİLERİ OLMUŞTUR?</span></strong></p>
<p style="text-align:justify;" class="MsoNormal"><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;">Batılı bilim adamları, 8. ile 16. yüzyıl İslâm bilginlerinin hazırlamış oldukları eserlerden büyük istifadeler sağlayarak, bilimi bugünkü ileri seviyeye çıkarabilmişlerdir. Öyle ki; İslâm bilginlerinin kesintisiz 800 yıllık çalışmaları sonucu, ortaya koydukları eserleriyle, Eski medeniyetlerin bilimsel ürünleri de kaybolmaktan kurtulmuştur. Aynı zamanda Grek ilmî düşüncesiyle Batı düşüncesi arasında süreklilik sağladılar.</span></p>
<p style="text-align:justify;" class="MsoNormal"><font size="2"><span style="font-family:Verdana;">&#8212;-</span></font><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;">&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;</span></p>
<p style="text-align:justify;" class="MsoNormal"><strong><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;">DİPNOTLAR:</span></strong></p>
<p style="text-align:justify;" class="MsoNormal"><span style="font-size:9pt;font-family:Verdana;">(*) 9. yüzyılda; Müslümanlar, Fransa&#8217;nın güneyindeki Ceneves Dağları silsilesi, Preneler ve Rohn Havzasının çevirdiği Septomonya mın­tıkasına kadar hâkimiyet kurmuşlardır. Bu durum dolayısıyla, İslâm medeniyeti Fransa&#8217;nın merkezi mıntıkalarına kadar yayılma imkânı buldu.</span></p>
<p style="text-align:justify;" class="MsoNormal"><span style="font-size:9pt;font-family:Verdana;">1  — Sevilleli John   (Ölümü 1130) :   İspanyol Yahudisidir. Arapçadan Kastil  diline  yaptığı  tercümelerle  üne  kavuşmuştur.  Bu tercü­meler de Domingo tarafından Latinceye tercüme ediliyordu.</span></p>
<p style="text-align:justify;" class="MsoNormal"><span style="font-size:9pt;font-family:Verdana;">2  — Dalmaçyalı Herman: Bir süre İspanya’da ikamet etmiştir.  Paris&#8217;te öğrenim görmüştür. Harezmî, Bacritî ve İbn-i Beşir&#8217;in eserlerini Latinceye ilk tercüme edenlerin başında gelir.</span></p>
<p style="text-align:justify;" class="MsoNormal"><span style="font-size:9pt;font-family:Verdana;">3  — Santallalı Hung: İspanyoldur. Beyrûnî, el-Fergânî ve İbn-Maşallah&#8217;ın eserlerini Latinceye tercüme etmekle üne kavuşmuştur.</span></p>
<p style="text-align:justify;" class="MsoNormal"><span style="font-size:9pt;font-family:Verdana;">4  — Abraham bar Hive: İspanyol Yahudisidir.   Barselona’da uzun yıllar ikamet etmiştir. İbrani dilinde eserler yazmış olup, İslâm bilim ve kültürünün Avrupa&#8217;ya intikalinde etkin rolü olanların başında gelir.</span></p>
<p style="text-align:justify;" class="MsoNormal"><span style="font-size:9pt;font-family:Verdana;">5  — Cremonalı Gerard (1114–1187) :  Bilim tarihinde adı en çok geçen italyan mütercimdir. Gençliğinde Toledo&#8217;ya gitmiş, burada zamanın bilim dili olan Arapçayı öğrenmiştir. 73 yıl süren öm­rünü Arapçadan Latinceye eser tercüme etmekle geçirmiştir. Harezmî, Cabir bin Eflah, Sabit bin Kurra, İbn-i Sina ve Ebu-bekir er-Razi&#8217;ye ait eserleri tercüme edenlerin başında gelir. Kaynaklar bu bilginlere ait Latinceye tercüme edilmiş 92 eserin isimlerini tek tek belirtir.</span></p>
<p style="text-align:justify;" class="MsoNormal"><span style="font-size:9pt;font-family:Verdana;">6  — Tivolili Plato (12.  yüzyılda hayatta) :     İtalyan matematikçidir. Arapçadan İbrani diline yaptığı tercümelerle üne kavuşmuştur.</span></p>
<p style="text-align:justify;" class="MsoNormal"><span style="font-size:9pt;font-family:Verdana;">7  — Pizalı  “Antakyalı” Stephan : Piza&#8217;da ikamet etmiştir. Salerno&#8217;da öğrenim görmüştür. Bir süre Antakya&#8217;da yaşamıştır. İslâm tıp bilginlerine ait eserleri Latinceye tercüme edenlerin başında gelir.</span></p>
<p style="text-align:justify;" class="MsoNormal"><span style="font-size:9pt;font-family:Verdana;">8  — Venedikli James: 1128–1136 yıllarında İstanbul’da ikamet ettiği bilinmektedir. Aristo&#8217;ya ait eserlerin Arapça şerh ve tah­lillerini Latinceye tercüme etmiştir.</span></p>
<p style="text-align:justify;" class="MsoNormal"><span style="font-size:9pt;font-family:Verdana;">9  — Palermolu Eugene: Yunanca eserler ortaya koyan bir Sicilyalıdır. Batlamyos&#8217;a ait eserlerin Arapça şerh ve tahlillerini Latin­ceye tercüme etmiştir.</span></p>
<p style="text-align:justify;" class="MsoNormal"><span style="font-size:9pt;font-family:Verdana;">10  — Kataryalı Aristipus: Sicilya Sarayında yaşamış bir İtalyan’dır. Ömrünü Arapçadan Latinceye tercüme yapmakla geçirmiştir.</span></p>
<p style="text-align:justify;" class="MsoNormal"><span style="font-size:9pt;font-family:Verdana;">11  — Romalı Pascal: Bir süre İstanbul’da ikamet etmiştir.  Arapçadan Latinceye yaptığı tercümelere üne kavuşmuştur.</span></p>
<p style="text-align:justify;" class="MsoNormal"><span style="font-size:9pt;font-family:Verdana;">12  — VVilliam le Mire: Saint Deniz Papazı tarafından elyazma eserlerin toplanması için, uzun yıllar İstanbul&#8217;da ikamet etmekle görevlendirmiştir. Elde ettiği eserleri Latinceye tercüme etmiştir.</span></p>
<p style="text-align:justify;" class="MsoNormal"><span style="font-size:9pt;font-family:Verdana;">13  — Sarazin: Yakın Doğu&#8217;da elyazma eserleri temin için uzun yıllar seyahat etmiştir. Latinceye yaptığı tercümelerle üne kavuşmuş­tur.</span></p>
<p style="text-align:justify;" class="MsoNormal"><span style="font-size:9pt;font-family:Verdana;">14  — Pizalı Burgundio: Muhtelif tarihlerde üç defa İstanbul&#8217;a gelmiştir. Bu seyahatlerinde elde ettiği eserleri Latinceye tercüme etmiştir.</span></p>
<p style="text-align:justify;" class="MsoNormal"><span style="font-size:9pt;font-family:Verdana;">15  — Padevalı Salio: İtalyan’dır.  Arapça eserleri Latinceye tercüme etmekle üne kavuşmuştur.</span></p>
<p style="text-align:justify;" class="MsoNormal"><span style="font-size:9pt;font-family:Verdana;">16  — Leo Tuscus: Arapçadan Yunancaya tercâme edilmiş olan eserleri Latinceye tercüme etmiştir.</span></p>
<p style="text-align:justify;" class="MsoNormal"><span style="font-size:9pt;font-family:Verdana;">17  — Bathlı Adelard   (1090–1150) :   İngiltere’nin Bath şehrinde doğmuştur. Fransa, İtalya, Sicilya ve yakın Doğu&#8217;da uzun yıllar se­yahat etmiştir. Filozof ve matematikçi olup, Arapçadan Latince­ye tercüme yapan İngilizlerin öncüsüdür. Ayrıca değişik konu­lara ait bazı eserler ortaya koymuş olup, bu eserler muhteva olarak İslam kaynaklarına dayanmaktadır.</span></p>
<p style="text-align:justify;" class="MsoNormal"><span style="font-size:9pt;font-family:Verdana;">18  — Chesterli Robert    (12. yüzyıl hayatta) :   İngiltere’nin Chester şehrinde doğmuştur. 1114–1147 yılları arasında İspanya&#8217;da, 1147–1150 yılları arasında da Londra&#8217;da yaşamıştır. Arapçadan yaptığı tercümelerde, “ceyp” kelimesinin karşılığını “sinüs” olarak ilk kullanandır.</span></p>
<p style="text-align:justify;" class="MsoNormal"><span style="font-size:9pt;font-family:Verdana;">19  — Yaşlı Peter (1094–156) :  İngiliz mütercimdir. İspanya&#8217;ya yaptığı seyahatlerde, Müslümanların bilim ve sanata üstünlüğü görüp, İs­lâm bilginlerine ait eserleri Latinceye yaptığı tercümelerle üne kavuşmuştur.</span></p>
<p style="text-align:justify;" class="MsoNormal"><span style="font-size:9pt;font-family:Verdana;">20  — Roger Bacon (1214–1294) : Hocası Robert Grosseteste ile İbn-i Heysem&#8217;in <em>Kitab&#8217;ül Menâzır</em> adlı eserin ilk Latince tercümele­rinde faydalanarak Oxfort ve Paris üniversitelerinde ders kitabı olarak okutmuştur.</span></p>
<p style="text-align:justify;" class="MsoNormal"><span style="font-size:9pt;font-family:Verdana;">21  — Alfred Sereshel: İngiliz filozof ve mütercimdir. Bir süre İspanya&#8217;da ikamet etmiştir. Arapçadan Latinceye yaptığı tercümelerle üne kavuşmuştur.</span></p>
<p style="text-align:justify;" class="MsoNormal"><span style="font-size:9pt;font-family:Verdana;">22  — Pizalı Leonardo (Diğer adıyla Fibonacci)   (1170–1240) :   Harezmî&#8217;nin eserlerini Latinceye tercüme etmiştir.</span></p>
<p style="text-align:justify;" class="MsoNormal"><span style="font-size:9pt;font-family:Verdana;">23  — Amoldus Vilanovanos  (1234–1311) :   El-Kindî ve İbn-i Sina’dan yaptığı tercümelerle üne kavuşmuştur. Arapça yazılmış eserlerin en hareketli tanıtıcılarındadır. Ayrıca, tıp, kimya ve astronomi konularında önemli eserler bırakmıştır. Ancak bu eserlerdeki bilginlerin İslâm kaynaklı olduğunda bilim tarihçileri müşterek görüşe sahiptirler.</span></p>
<img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/categories/makaleler.wordpress.com/19/" /> <img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/tags/makaleler.wordpress.com/19/" /> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/makaleler.wordpress.com/19/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/makaleler.wordpress.com/19/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/makaleler.wordpress.com/19/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/makaleler.wordpress.com/19/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/makaleler.wordpress.com/19/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/makaleler.wordpress.com/19/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/makaleler.wordpress.com/19/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/makaleler.wordpress.com/19/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/makaleler.wordpress.com/19/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/makaleler.wordpress.com/19/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=makaleler.wordpress.com&blog=437597&post=19&subd=makaleler&ref=&feed=1" /></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://makaleler.wordpress.com/2006/09/28/islam-bilginleri-tarafindan-yazilan-eserlerin-avrupaya-intikal-yollari/feed/</wfw:commentRss>
	
		<media:content url="http://a.wordpress.com/avatar/mmustafauzun-128.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">mmustafauzun</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>EMPERYALİZM’İN KEŞİF KOLU: ORYANTALİZM</title>
		<link>http://makaleler.wordpress.com/2006/09/28/emperyalizm%e2%80%99in-kesif-kolu-oryantalizm/</link>
		<comments>http://makaleler.wordpress.com/2006/09/28/emperyalizm%e2%80%99in-kesif-kolu-oryantalizm/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 28 Sep 2006 15:14:04 +0000</pubDate>
		<dc:creator>mmustafauzun</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Araştırma]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://makaleler.wordpress.com/2006/09/28/emperyalizm%e2%80%99in-kesif-kolu-oryantalizm/</guid>
		<description><![CDATA[EMPERYALİZM’İN KEŞİF KOLU: ORYANTALİZM 
Ubeydullah Toprak

“Müslümanları vaftiz etmek için boş yere çabalayıp durmayalım. Başka yollar, başka çareler deneyelim. İslam memleketlerinde girişeceğimiz faaliyetlerde onlara, hristiyan adetlerini, hristiyan bayramlarını, hristiyan kültürünü, hristiyan ahlakını aşılayalım…”(1)
“Müslümanların her şeyini tahrif ve mahvettik. Dinleri, inançları, ahlakları, dine bakışları ve insani duyguları mahvoldu. Onların manevi değerlerini, batı medeniyeti potasında eriterek kendimize benzettik. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><br /><p style="text-align:center;" class="MsoNormal"><strong><span style="font-size:14pt;font-family:Verdana;">EMPERYALİZM’İN KEŞİF KOLU: ORYANTALİZM </span></strong></p>
<p align="center" style="text-align:center;" class="MsoNormal"><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;">Ubeydullah <span style="font-weight:700;text-transform:uppercase;">Toprak</span></span></p>
<p style="text-align:justify;" class="MsoNormal"><strong><span style="font-size:14pt;font-family:Verdana;"></span></strong></p>
<p style="text-align:justify;" class="MsoNormal"><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;">“Müslümanları vaftiz etmek için boş yere çabalayıp durmayalım. Başka yollar, başka çareler deneyelim. İslam memleketlerinde girişeceğimiz faaliyetlerde onlara, hristiyan adetlerini, hristiyan bayramlarını, hristiyan kültürünü, hristiyan ahlakını aşılayalım…”(1)</span></p>
<p style="text-align:justify;" class="MsoNormal"><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;">“Müslümanların her şeyini tahrif ve mahvettik. Dinleri, inançları, ahlakları, dine bakışları ve insani duyguları mahvoldu. Onların manevi değerlerini, batı medeniyeti potasında eriterek kendimize benzettik. İslamiyet’ten uzaklaştırdık. İslamiyet’i öğrenmeyi, yaşamayı, namaz kılmayı ve Kur’an-ı Kerim öğrenmeyi, suç ve gericilik olarak göstermeyi başardık. Artık çoğu, tam olarak, hiçbir şeye inanmıyorlar…”(2)</span></p>
<p style="text-align:justify;" class="MsoNormal"><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;">Yukarıdaki cümleler “Oryantalist” diye adlandırılan iki hristiyan ilim adamına ait. Günümüzdeki Müslümanların içine düştüğü durumu ne güzel özetlemekte… Bu cüretkâr ve iddialı cümleler oryantalistlerin düşünce yapıları ve hedefleri noktasında ipuçları içermekte. Günümüz Müslümanlarının, oldukça eski bir maziye sahip olan oryantalizm kavramını ve işlevini bilmemeleri ne acı bir gerçektir. Günümüz Batı ülkelerinde hâkim olan ve Batılı medya kuruluşları aracılığıyla bütün dünyaya ihraç edilen İslam ve Müslüman imajını, Oryantalizm’den bağımsız anlamak imkânsız derecesinde zor. İslam toplumlarını geri, ataerkil, irrasyonel, şehvet düşkünü, atıl, şiddet yanlısı, bedevi ve kaba kalabalıklar olarak sunan tasvir, roman, hikâye, şiir ve tarihi eserlerin çok büyük bir bölümü, Oryantalizm adı altında özetlediğimiz Batılı çalışmalara geri gider. Oryantalist yazarların yaklaşık bir buçuk asır önce ürettiği bu imajlar, bugün de canlılığını muhafaza ediyor. Üstelik bu tiplemeler sadece Batı toplumlarında değil, İslam ülkelerinde yerel kimliğini yitirmiş Avrupai aydınlar ve burjuva arasında da kayda değer bir etkiye sahip.</span></p>
<p style="text-align:justify;" class="MsoNormal"><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;">“Emperyalizm’in Keşif Kolu: Oryantalizm” adlı bu yazı dizisinde oryantalizmin ne olduğunu, doğuş sebeplerini, meşhur simalarını ve oryantalistlerin İslam dünyasındaki etkilerini sizlere aktarmaya çalışacağız.(Çaba bizden, tevfik yüce Allah’tandır.)</span></p>
<p style="text-align:justify;" class="MsoNormal"><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;"> </span><strong><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;">ORYANTALİZM NEDİR? DOĞUŞ SEBEPLERİ</span></strong></p>
<p style="text-align:justify;" class="MsoNormal"><strong><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;">Oryantalizm</span></strong><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;">; Müslüman doğu medeniyetinin (din, edebiyat, dil ve kültürü içine alacak şekilde) bütün unsurlarını inceleyerek İslam dünyası hakkında batılıların sistematik bir bilgiye sahip olmalarını sağlayan, İslam ve Batı medeniyeti arasındaki mücadelede Batı uygarlığı lehine veriler elde etmeye çalışan bir akımdır. Oryantalizmin Arapça karşılığı “İstişrak”tır. İstişrak ile ilgilenen kişilere de Müsteşrik denilir.(3)</span></p>
<p style="text-align:justify;" class="MsoNormal"><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;">Oldukça eski bir maziye sahip olan oryantalizm kavramını bir bütünlük içinde dünya kamuoyuna sunan Edward Said bu sistematiği tek bir cümle ile özetler; “Oryantalizm gerçek Doğuyu değil Şarkiyatçıların görmek istedikleri bir “Şark”ı aksettirir.” Oryantalizmin basit tanımı, Doğuyu anlama, Doğuya olan tecessüsü giderme çabasıdır. Said’e göre oryantalizm, Şark ile uğraşan toplu müessesedir; yani Şark hakkında hükümlerde bulunur, Şark hakkındaki kanaatleri onayından geçirir, Şark’ı tasvir eder, tedris eder, iskân eder, yönetir; kısacası ‘Doğu’ya hâkim olmak, onu yeniden kurmak ve onun amiri olmak için’ Batı’nın bulduğu bir yoldur.(4) Yani oryantalizm bir sömürge doktrinidir. Aynı zamanda Batı, Doğu’dan güçlüdür ve ona tahakkümü öngören bir siyasi doktrin geliştirmek zorundadır. Batı güçlüdür ve Doğu’ya hükmetmek zorundadır. Bu hegemonik güç, sayesinde Batılılar Doğu’yu değiştirip dönüştürmekte. Yani Doğu’nun bütün modernleşme argümanları Batı’nın birer ürünüdür. Eğer Batı ile ittifak edecekseniz onların argümanları doğrultusunda hareket edeceksinizdir. </span></p>
<p style="text-align:justify;" class="MsoNormal"><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;">Oryantalizmi bir tür “Doğu kültür ve medeniyetlerinin mühendisliği” olarak tanımlamak mümkündür. Başka deyişle oryantalizm, Batı’nın Doğu üzerinde tahakküm kurmak, kendi çıkarlarına göre yeniden yapılandırmak amacıyla geliştirdiği bir yoldur. Bir oryantalist bu durumu şöyle ifade eder: “Oryantalistlere güven duyulmamasının sebeplerinden biri ‘ne yaptıkları’dır. Milletleri araştırır, ne olduğunu, nasıl konuştuğunu, tarihini, dilini ve dinini, her şeyini öğrenir ve size anlatırlar. İnsanlara bu milletlerle ilgili konularda nasıl düşünmeleri gerektiğini salık verirler. O zaman bu, bir çeşit siyasî kontrol aracı olabilmektedir. Çünkü eğer siz bir toplumu bu kadar tanıyorsanız, bu bilginizi onları kontrol etmek ve onlardan bir şeyler kazanmak için kullanabilirsiniz. Bu tür şeyler oldu. Bu bir gerçektir.” </span></p>
<p style="text-align:justify;" class="MsoNormal"><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;">Oryantalizmin gözlüğü modernizm olduğu ve modernizmin de hakim karakteri sekülarizm (bu-dünyacılık) olduğu için, İslâm’ı “Vahy’e dayalı din” olarak değil de, “tarihsel ve toplumsal bir fenomen” olarak görür. Gerçi pek çok oryantalist İslâm’ın olağanüstülüğünü vurgularsa da yine de salt beşeri bir fenomen olarak tanımlamaktan vazgeçmez.</span></p>
<p style="text-align:justify;" class="MsoNormal"><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;">Batı’nın İslâm dünyası imajı ve İslâm alanındaki çalışmalarının tarihi bir geçmişi ve arka planı söz konusudur. Özellikle iki dünya, yani Batı ile Doğu arasında Orta Çağ’daki mücadelenin arkasından bir arada olma ve yeni bir yaklaşımın neticesinde düşman olarak görülen İslâm ve İslâm dünyası artık bir ortak, partner olarak görülmeye başlamıştır. Bu bağlamda zamanla objektiflik de gündeme gelmiştir. Bu süreçte oryantalizm karşımıza çıkmaktadır. </span></p>
<p style="text-align:justify;" class="MsoNormal"><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;">İnsanlar başlangıçta sadece ideolojik amaçlarla dilleri araştırmaya ve materyal toplamaya başladılar. Orta Çağ İspanyası’nda Arapça araştırmalar, misyonerlik faaliyetinin ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla başlamıştı. Bu araştırmalar 1492’de Gırnata (</span><span style="font-size:8pt;font-family:Verdana;">Granada</span><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;">)’nın düşüşü ve sadece İspanyolca konuşan Morisko (Morisco) azınlığının hayatta kalmasıyla birlikte ilgi ve önemini kaybetti. Bunlar, senatonun Doğu kiliselerinin birleştirilmesi ile ilgilendiği Roma’da, genel olarak Sâmî araştırmaların bir parçası olarak sürdürüldü. Hümanizm, evrensel bir kültür ile birlikte aynı zamanda siyasî ve ekonomik çıkarlarını araştırırken, bu araştırmaları İslâmi çalışmalar şeklinde genişletti. Gerçekten özverili bir âlim olan Guillaume mistisizmine rağmen, inanca hizmet etme konusundaki gayreti ile, dillerin ve ayrıca insanların araştırılması sürecine ve aynı zamanda Doğu’da önemli bir yazmalar koleksiyonunun toplanmasına oldukça katkıda bulundu. Ansiklopedik bir şahsiyet olan öğrencisi Joseph Scaliger (</span><span style="font-size:8pt;font-family:Verdana;">1540–1609</span><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;">), oryantalizm alanında çalıştı ve misyonerlik çabasından vazgeçti. 1586’da Avrupa’da Arapça kitap basımı Toscana Kardinalı Grand Duke ve Ferdinand de’ Medici’nin tesis edip belirlediği matbaa çalışmalarını kullanmak zorundaydı. Şüphesiz açıkça ifade edilen amaç misyonerlik çabasına yardım etmekti. Ancak ta başından itibaren burası İbn-i Sina tıp ve felsefe kitapları ile dil bilgisi, coğrafya ve matematik kitaplarını bastı. 16. y.y.ın sonunda ve 17. y.y.ın başında Paris, Hollanda ve Almanya’da özellikle İbn-i Sina tıbbı hakkında daha iyi bilgi sahibi olma düşüncesiyle Arapça kitap basımına yeniden teşebbüs edilmek zorunda kalındı.</span></p>
<p style="text-align:justify;" class="MsoNormal"><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;">Papalık ve pek çok Hıristiyan, kiliselerin birleştirilmesine önem verdiler ve Doğu Hıristiyanları ile bir ittifaka çabaladılar. Bu, onların dil ve (</span><span style="font-size:8pt;font-family:Verdana;">dinî</span><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;">) metinlerini araştırıp incelemek anlamına gelmekteydi. İngiltere, Fransa ve Birleşik Eyaletler daha çok Doğu ile ticaretleri ve siyasî projeleri ile ilgilendi. Artan seyahat kolaylığı ilim sahibi Marunileri Avrupa’ya ulaştırdı ve hatta Erpenius 1611’de Conflans’da bir Faslı tacir ile karşılaşmıştır. Protestanlar ile Katolikler arasındaki tartışmanın başlıca konularından birisi olan İncil tefsirleri de Doğu dilleri filoloji çalışmasına sevk etti. Osmanlı tehdidi, Osmanlı İmparatorluğu’nun ve İslâm’ın daha yakından araştırılmasına yol açtı. Osmanlı İmparatorluğu güç ve kudretini kaybettiğinden, araştırma daha ılımlı olarak sürdürülebildi. Avrupa’nın güç ve kültürünün inkişafı, Doğu idari çevrelerinin her zamankinden daha çok sayıda Avrupalı seyyah ile ilgilenmelerine sebep oldu. Bu seyyahlar, hâlihazırda sınırlı olan ve özellikle askerî ilimleri içeren pek çok faaliyet ile ilgili yararlı pratik bilgi ve usulleri getirmişlerdi.</span></p>
<p style="text-align:justify;" class="MsoNormal"><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;">O dönemdeki bu tür daha yakın bağlar ve ilgiler ile bilimsel araştırma organizasyonuna yönelik genel eğilim, güzel bir şekilde örülmüş oryantalist ağının ortaya çıkışının sebebini açıklamaktadır. İlk Arapça kürsüsü 1539’da, bir aydın ve Rönesans ekolünün hayli tipik bir âlimi olan Guillaume Postel adına yeni tesis edilen College de France’da kuruldu. Gulliame Postel, yukarıda gördüğümüz gibi, ilk öncü yazmaları yayımlayan ve bunun ötesinde oryantalizm bilimindeki konumu zaten çok iyi olan Scalier gibi öğrencileri yetiştiren şahsiyettir. Kütüphanelerdeki el yazmaları koleksiyonları ilim adamlarına ciddî araştırmalar için gerekli olan materyali sağlamıştır. Kitap basımı ve özellikle başlangıcına işaret ettiğimiz Arapça basım, her bir ilim adamının çalışmasını diğerlerine ulaşılabilir hale getirmiştir. Mütehassıslar arka arkaya dil bilgileri, sözlükler ve metinlerin edisyonu gibi zorunlu araçları sağlamayı iş edinmiştir. Bu noktada iki Hollandalı hemen ilk sırada durmaktadır. Bunlar, ilk Arapça dil bilgisi kitabını ve doğru filolojik kurallara dayalı bir metnin ilk edisyonunu yayımlayan Thomas van Erpe (</span><span style="font-size:8pt;font-family:Verdana;">1584–1624</span><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;">) ve öğrencisi Jacob Golius (</span><span style="font-size:8pt;font-family:Verdana;">1596–1667</span><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;">)’dur. Diğer taraftan 1680’de Avusturya’da Fransız ressam Claude Lorrain’in yolunu izleyen bir şahsiyet olan Franz Meninski, muazzam Türkçe sözlüğünü neşretti. Oryantalizm çalışmaları kürsüleri oldukça çoğaldı. Paris artık tek başına değildi. Francis van Ravelingen veya Raphelengious (</span><span style="font-size:8pt;font-family:Verdana;">1539–1597</span><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;">), 1593 gibi erken bir dönemde Leiden’de Arapça öğretiyordu. VIII. Urban 1627’de Roma’da, aktif bir araştırma merkezi olan Propaganda Koleji’ni kurdu. Edward Pocock, 1638’de Oxford’da ilk Arapça kürsüsü başkanı idi.</span></p>
<p style="text-align:justify;" class="MsoNormal"><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;">Rölativizm inancı, entelektüelleri ve bu inanca bağlı olanları âlimlerden önce etkiledi; fakat oluşturduğu ortam âlimlere yol açtı. Müslüman Doğu’ya karşı çok özel şahsî eğilimi olan kimseler, hiçbir engel olmadan çalışmalar yapabiliyorlardı. B. d’Herbelot (</span><span style="font-size:8pt;font-family:Verdana;">1625–1695</span><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;">), elde bulunan oldukça zengin materyal birikimini kullanarak İslâm Ansiklopedisi’nin ilk teşebbüsü olan (</span><span style="font-size:8pt;font-family:Verdana;">ve ölümünden sonra 1697’de Galland tarafından yayımlanan</span><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;">) Bibliotheque Orientale’i kaleme aldı.</span></p>
<p style="text-align:justify;" class="MsoNormal"><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;">Galland, oldukça büyük tesiri olan Arabian Nights (</span><span style="font-size:8pt;font-family:Verdana;">1704–1717</span><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;">) kitabının çevirisini 18. y.y.ın başında yayımladığında, Doğu dünyası ile ilgili şeylerin tadılmasına kesinlikle yardımcı oldu. Bu çalışmalar bilimsel oryantalizmi ortaya çıkardı.5</span></p>
<p style="text-align:justify;" class="MsoNormal"><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;">Bilimsel oryantalizm denen dönemin, Sylvestre de Sacy’nin 1795’te Paris’te “<em>Ezoles Bes Languages Oriantales</em>”i kurması ile başladığı kabul edilir. Bu ilgi özellikle 19. yy’ın ilk yarısıyla 20. yy’ın ilk yıllarında zirvesine ulaştı. Bu dönemlerde, Belçikalı, Hollandalı, İspanyalı, Fransız, İngiliz ve Amerikalı misyonerlerin hepsi çalışmalar yaptı. S. Zvemer, H. Lamnens, D. B. Mac Donald, M. A. Palacious, C. De Faucault, M. Watt, Ignaz Goldziher, K. Cragg, Louis Massignon gibi isimler çalışmalarını yayınladı. İslam konusundaki şüpheler ortaya atıp, onu ikincil bir konuma düşürmeye çalıştılar.</span></p>
<p style="text-align:justify;" class="MsoNormal"><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;">Oryantalistlerin milletlerarası ilk konferansı 1873 yılında Paris’te yapıldı. Bu tarihten sonra bu tür konferanslar birbirini takip etti ve kısa zamanda sayıları otuzu geçti. Buna ilaveten her devlete bölgesel seminer ve paneller düzenlendi. Mesela Almanya’nın Dresden şehrinde ilk defa 1849 yılında toplanan ve bu tarihten sonra periyodik şekilde devam eden Alman Oryantalistler(Müsteşrikler) Konferansı bunlardan biridir. Bu gibi konferanslarda yüzlerce oryantalist ilim adamı hazır bulunmuştur. Mesela ,Oxford konferansında 25 ülkedeki 80 üniversiteden  ve 69 ilim cemiyetinden dokuz yüz ilim adamı hazır bulunmuştur.6</span></p>
<p style="text-align:justify;" class="MsoNormal"><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;">Oryantalist çıkarlarla ticari çıkarlar 17. yy. sırasında çakışmaya başladı. İngiltere, Fransa, Almanya, Portekiz, Hollanda ve İspanyalı kişiler Müslüman ve gayrimüslim topraklarda ticarî şirketler kurmaya başladılar. Müslüman ülkeler ana ilgi odağını oluşturuyordu. Çünkü Hindistan’ın büyük bölümü Moğol, Ortadoğu ise Osmanlı yönetimi altındaydı. Avrupalı ticaret şirketlerinin siyasî boyutlar kazanması için uzun zaman geçmesi gerekmedi. Bu bölgelerdeki kullanılmamış hammaddelerin talan edilmesi işi, tekelleştirme ve kârın devamlılığı için siyasî kontrolü gerekli kılıyordu. Özellikle 19. asrın ortasından itibaren İslam dünyasının maruz kaldığı işgallerin Avrupa’nın Şarka olan bakış açısını belirlemede büyük rolü oldu. Sömürgecilik, müsteşriklik kültüründen istifade etti. Diğer taraftan Garbın Şark üzerindeki hakimiyeti, müsteşrikliğin durumunu güçlendirmiş, böylece oryantalizm (müsteşriklik), Avrupa’nın Şark yayılmacılığı ile doğru orantılı olarak müessese ve muhteva bakımından büyük ilerlemeler kaydetmiştir. 19. asır, Batılı sömürgecilerin, İslam dünyasının geniş bir bölümünü istila etmesine şahit oldu. 1857’de İngilizler, siyasî olarak Hindistan’ı istila ettiler. Böylece Hindistan, resmen İngiliz Kraliyeti’nin tebaiyetine girdi. Aslında 1857 yılından itibaren zaten Hindistan Şark şirketinin nüfuzu altına girmişti. 1857 yılında Fransızlar, 1830’dan beri istila etmeye başladıkları Cezayir’i bütünüyle ele geçirdiler. Hollanda bundan önce yani 17. asrın başlarında Hollanda–Hind şirketi yoluyla Doğu Hind adalarını (Endonezya) istila etmişti. 1881 yılından sonra, Mısır ve Tunus istila edildi. Sömürgeciler, İslam dünyasını parça parça koparıp kendi hâkimiyetleri altına almaya başladılar. Nihayet İslam dünyasını, doğudan batıya çember altına almaya muvaffak oldular. Birinci Dünya Harbi’nden sonra, hemen hemen İslam dünyasının tamamı, Garb sömürgesinin nüfuzuna boyun eğmiş oldu. Sömürgecilik, kendi maksadına hizmet ettirmek, hedeflerini gerçekleştirip, Müslüman ülkelerde hâkimiyetini sağlamlaştırmak için bir grup müsteşriki kullanmayı başardı. Böylece müsteşriklikle sömürgecilik arasında resmî ve sağlam bir bağ oluştu. İlimlerini, Müslümanların zelil kılınmasına adayan birçok müsteşrik, bu cereyana kendisini kaptırdı. Bu durum, insaflı müsteşriklerin karşısında utanç duydukları bir husus oldu. Bu konuda çağdaş Alman müsteşrik Stephan Wild, şunları söylüyor: </span></p>
<p style="text-align:justify;" class="MsoNormal"><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;">“Bundan daha çirkini kendilerine müsteşrik adını veren bir grup, İslamiyet ve İslam tarihi hakkındaki bilgilerini, İslam’ın ve Müslümanların zayıflatılması yolunda kullandılar. Bu, misyonlarına samimiyetle bağlı müsteşriklerin bütün açıklığıyla itiraf etmeleri gereken acı bir gerçektir”.</span></p>
<p style="text-align:justify;" class="MsoNormal"><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;">Müsteşriklikle sömürgecilik arasındaki irtibatın çok sayıda misalleri vardır. Biz sadece Almanca İslam Dergisi’nin kurucusu ve Afrika’da Almanya’nın sömürgeci emellerine hizmet eden, araştırmalar yapan Karl Heinrich Becker’i örnek veriyoruz. (Ö. 1933).</span></p>
<p style="text-align:justify;" class="MsoNormal"><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;">Almanya 1885–1886 yıllarında sâkinleri kısmen Müslüman olan bazı Afrika ülkelerini sömürgeleştirdiler. Bu ülkeler 1918 yılına kadar Almanya’nın hâkimiyeti altında kaldı. Bu gaye ile 1887 yılında, bir Şark Dilleri Enstitüsü kuruldu. Bu enstitünün görevi, o zamanki Şark ve Uzakdoğu ülkeleri ve bu ülkelerin millet ve kültürleri hakkında bilgi elde etmek şeklinde özetlenebilir. </span></p>
<p style="text-align:justify;" class="MsoNormal"><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;">Alman müsteşrik Ulrich Harmann, bu konuda şöyle der: “1919’dan önce âlem–i İslam hakkındaki Alman araştırmaları daha az masum ve iyi niyetliydi. Bizim büyük müsteşriklerimizden birisi olan Karl Heinrich Becker, siyasî faaliyetlere dalmış bulunmaktaydı. Öyle ki, 1914 yılında Afrika’da İslamiyet’in İngilizlere karşı bir siyasî zırh olarak kullanılma planlarının ateşli bir taraftarı olmuştu.” Rusça olarak yayınlanan Âlem–i İslam (Mir İslama) dergisinin kurucusu Barthold’a (</span><span style="font-size:8pt;font-family:Verdana;">Ö. 1930</span><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;">) gelince, bu zâtın da Rus hükümetine yaptığı ve Orta Asya’da Rusya’nın çıkarlarına hizmet eden teklifleri gerçekleştirildi. </span></p>
<p style="text-align:justify;" class="MsoNormal"><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;">İslamiyat sahasında Hollandalı meşhur Snouck Hurgronje (</span><span style="font-size:8pt;font-family:Verdana;">Ö. 1936</span><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;">) sömürgecilik hizmetinde çalışmak için hazırlanmak uğrunda 1885 yılında Mekke’ye bir Müslüman ismi olan Abdulgaffar adını takınarak gitmiş ve burada bir buçuk sene kalmıştır. Arapça’yı bir Arap gibi konuşabilmesi de bu faaliyetlerinde kendisine yardımcı olmuştur. Bu müsteşrik, Doğu Hindistan’ın Hollanda hâkimiyetinde bulunan bölgelerinde kültürel ve sömürgeci siyasetlerin oluşmasında mühim roller oynamıştır. </span></p>
<p style="text-align:justify;" class="MsoNormal"><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;">Fransa’da Kuzey Afrika işlerinden sorumlu Sömürgeler Bakanlığı’na bağlı müsteşar olarak çalışan bir çok müsteşrik vardır. Misal olarak Sacy’yi verebiliriz. Bu zat 1805 tarihinden itibaren Fransa Dışişleri Bakanlığı’ndaki “müsteşrik” makamını işgal etmiştir. 1830’da Fransızlar Cezayir’i işgal edince Cezayirlilere hitaben yayınlanan bildirileri tercüme eden zâttır. Şark ile ilgili meselelerde, dışişleri bakanlığı tarafından düzenli olarak savunma bakanlığı tarafından da özel durumlarda kendisine danışılıyordu. Yakın bir zamana kadar Massignon, Fransız Sömürgeler Dairesi’nde İslamî konular müsteşarı olarak bulunuyordu.</span></p>
<p style="text-align:justify;" class="MsoNormal"><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;">Fransız müsteşrik Hanotaux (</span><span style="font-size:8pt;font-family:Verdana;">Ö. 1944</span><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;">) da, “Şüphesiz bugün İslam ve Müslümanlık problemi ile karşı karşıya kaldık” isimli makalesinde Müslüman Afrika sömürgelerindeki Fransız siyasetini yönlendirmeye dair tekliflerini ve kolay idare edilmeleri için Müslümanların inançlarını zayıflatma konusunda bu tekliflerin güttüğü hedefleri açıklıyor.</span></p>
<p style="text-align:justify;" class="MsoNormal"><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;">Oryantalizmin disiplin olarak belirdiği zamanlarda emperyalizmin de boy göstermiş olması dikkat çekicidir. Bu da oryantalizmin, emperyalizmin ihtiyacı olan bilgi desteğini sağladığını gösterir. Bunun çarpıcı örneklerinden birisi de, Napolyon’un Mısır’ı işgali sırasında pek çok bilim adamını da yanında götürüp, Mısır hakkında 23 ciltlik kitap yazdırmasıdır.(7)</span></p>
<p style="text-align:justify;" class="MsoNormal"><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;">Bu bağlamda oryantalizmin bir toplum ve kültür mühendisliği olduğu söylenebilir. Başka deyişle oryantalistler, Müslüman halkları Batı uygarlığının çıkarlarına göre yeniden yapılandırmayı amaçlıyordu. </span></p>
<p style="text-align:justify;" class="MsoNormal"><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;">Burada şunu da belirtelim: Bazı oryantalistler iyi niyetli olsa bile, onların emperyalizmin keşif kolu olarak kullanılmasına engel ol(a)maz. Örneğin ünlü oryantalist Louis Massignon, Fransız Dışişleri Bakanlığı’nda çalışmış, sonra da Fas’taki Fransız sömürge yönetiminde görev almıştır. </span></p>
<p style="text-align:justify;" class="MsoNormal"><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;">      Oryantalizm(istişrak) , yaptığı çalışmalarla misyonerlere malzeme hazırlamış, onların İslam ülkelerinde girişecekleri faaliyetlerde yardımcı olmuştur.Batılıları şarkiyatçılığa teşvik eden bazı önemli faktörler vardır:</span></p>
<p style="text-align:justify;" class="MsoNormal"><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;">     <strong>1-Dinî Sebepler:</strong> Oryantalizmin kuruluşunun arkasında duran ve uzun zaman boyunca hiç ayrılmadığı dinî hedefleri şu şekilde sıralanabilir:</span></p>
<p style="text-align:justify;" class="MsoNormal"><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;">a)Hz.Muhammed (s.a.v.)’in risaletinin doğruluğu hakkında şüphe uyandırmak ve hadislerin Müslümanlar tarafından ilk üç asırda uydurulan sözler olduğunu iddia etmektir.</span></p>
<p style="text-align:justify;" class="MsoNormal"><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;">b)Kur’an-ı Kerim’in yüce Allah kelamı olduğu hakkında şüphe uyandırmak ve Kur’an’ı kötülemek.</span></p>
<p style="text-align:justify;" class="MsoNormal"><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;">c)İslam fıkhının değerini küçük göstermek, İslam fıkhının Roma hukukundan alınma olduğunu ileri sürerek bunu pekiştirmek.</span></p>
<p style="text-align:justify;" class="MsoNormal"><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;">d)Arapça’yı küçük düşürüp, anlaşılmaz olduğunu iddia etmek.</span></p>
<p style="text-align:justify;" class="MsoNormal"><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;">e)İslam’ın, Yahudi ve Hristiyan kaynaklarına dayandıklarını ileri sürmek.</span></p>
<p style="text-align:justify;" class="MsoNormal"><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;">f)Misyonerlikle Müslümanları, Hıristiyanlaştırmak.</span></p>
<p style="text-align:justify;" class="MsoNormal"><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;">g)Zayıf haberlere ve uydurma hadislere dayanarak görüş ve teorilerine güç kazandırmak.(8)</span></p>
<p style="text-align:justify;" class="MsoNormal"><strong><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;">      2-Siyasî Sebepler</span></strong><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;">: Başta dinî sebeplerle gelişen Oryantalizm, zamanla siyasi bir hüviyet kazanmış ve şu siyasî hedefleri gözetmiştir:</span></p>
<p style="text-align:justify;" class="MsoNormal"><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;">a)Müslümanların yaşadıkları ülkeleri sömürge haline getirebilmek; buraları en iyi şekilde(!)idare edebilmek için de kolonilerdeki memurlarını yerli halkın dillerini, edebiyatlarını ve dinlerini öğrenmeye teşvik etmek.</span></p>
<p style="text-align:justify;" class="MsoNormal"><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;">b)Müslümanlar arasındaki kardeşlik ruhunu zayıflatıp, onları birbirinden ayırmak suretiyle zayıf düşürmek, böylece Batının üstünlüğünü ve hükmünü onlara kabul ettirmek.</span></p>
<p style="text-align:justify;" class="MsoNormal"><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;">c)Yerli şivelere önem vermek ve yaygın adetleri etüd etmek.</span></p>
<p style="text-align:justify;" class="MsoNormal"><strong><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;">     3-Ticarî Sebepler</span></strong><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;">: Özellikle Batıda, sanayi devriminden sonra yatırımlar yapmak isteyen ve ürünlerini pazarlamak isteyen Batılı büyük şirketler, İslam ülkelerini tanımak için, bu ülkeler hakkında rapor yazan araştırmacılara yüklü miktarda para vermişlerdir. Bu da oryantalistlerin çalışmalarını arttırmıştır.</span></p>
<p style="text-align:justify;" class="MsoNormal"><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;">    <strong>4-İlmî Sebepler:</strong> Oryantalistlerin çok az bir kısmı sadece gerçeği öğrenmek; Doğu kavimlerinin medeniyetlerini, dinlerini, kültürlerini ve dillerini öğrenmek için araştırma ve tedkike yönelmiştir. Bu nevi oryantalistler, kasden iftira ve tahrif yapmadıklarından İslam’ı anlamakta başkalarına nazaran daha az hataya düşmüşlerdir.(9)Bunlardan bazıları İslam’ın gerçeklerini anlayıp Müslüman olmuşlardır. Mesela; Fransız asıllı Diniye adlı oryantalist, yaptığı araştırmalar neticesinde Müslümanlığı seçmiştir.</span></p>
<p style="text-align:justify;" class="MsoNormal"><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;">    Bir de şu hususu belirtmek gerekir ki, müsteşrikler İslamî ilimlerin her bir dalında, alanın temel kaynakları ile ilgili tenkitli veya tenkitsiz ana kaynakları neşretmişlerdir. İlk olarak Hollandalı müsteşrik Juynboll tarafından neşredilen ve İslam vergi hukukunun en kadim kaynaklarından birisi olan Yahya b. Âdem’in Kitâbu’l-Harac’ını 30 küsur yıl sonra neşreden Ahmed Muhammed Şâkir, bu esere yazdığı mukaddimede şunları söylemektedir:”Selef-i salihin’imizin eserlerine keşke biz sahip çıksaydık. Zira bu eserlerden istifade etmenin yolunu bize açan ve o defineleri önümüze seren onlardır. Hiçbir kıymetli kitap yoktur ki, daha önce Avrupalı Şarkiyat âlimleri tarafından neşredilmiş olmasın. Bizler ise uyuyoruz ve elimizin altındaki hazinelerden habersiziz…”(10) </span></p>
<p style="text-align:justify;" class="MsoNormal"><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;">    Ana hatlarıyla açıkladığımız bu faktörlere daha başkaları da eklenebilir. Şimdi de yaptığı çalışmalarla meşhur olan bazı oryantalistleri tanıyalım:</span></p>
<p style="text-align:justify;" class="MsoNormal"><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;">       İ. <strong>Goldziher </strong></span></p>
<p style="text-align:justify;" class="MsoNormal"><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;">       Macar asıllı koyu bir Yahudi’dir. İslam Ansiklopedisi yazarlarındandır. Sâmi dilleri üzerine çalıştı. Tevrat, Talmud dersleri ve Yahudilik şuuru aldığı hocası Treudenberg’in gözetiminde 1833’de “Yahudiliğin Kur’an Üzerindeki Etkisi” konulu doktora tezini hazırladı. Suriye’ye gönderildi. Orada Tahir el-Cezairi ile beraber oldu. Mısır’a gitti. El-Ezher Üniversitesi’nde eğitim gördü. Muhammed Abduh’tan dersler aldı. “Tefsir Ekolleri” ve “İslam’da Akide ve Şeriat” isimli eserleri meşhurdur. Tezini “Kur’an-ı Kerim’in vahiy mahsulü olmadığı” fikrine bina etmiştir. Kur’an’a hermenötik metodlar uygulamış, İncil ve Tevrat’ın da hak kitaplar olduğunu ispata çalışmıştır. Vahyi tartışmaya açmak, İslam’ın temel itikadî esaslarının zedelenmesine zemin hazırlayacak, bu vesileyle İslam aleminin birliği daha kolay bozulacaktı. Goldziher yaşadığı dönemdeki faaliyetleri ile bu fonksiyonu icra etmiştir.(11)</span></p>
<p style="text-align:justify;" class="MsoNormal"><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;">     Ernest <strong>Renan </strong></span></p>
<p style="text-align:justify;" class="MsoNormal"><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;">     Saint Sulpice Koleji’nde İbranice öğrendi. 7 yıl süreyle bir papaz okulunda eğitim gördü. 1845’de papazlıktan ayrıldı. Alman düşüncesinden etkilenerek Katolik inancından koptu. İnsanlığı ilgilendiren büyük meselelerin ancak liberal bir bilim yoluyla çözümlenebileceğini ispat için “Bilimin Geleceği” adlı eseri yazdı. 1850’de Bibliothegue Nationale’deki Süryanice el yazmalarını sınıflandırmakla görevlendirildi. 1852’de “İbn-i Rüşd ve İbn Rüşdçülük” teziyle doktorasını verdi. 1860’da Suriye’ye gitti. 1862’de College de France’ın İbranice kürsüsüne getirildi. 1864’de Mısır, Anadolu ve Yunanistan’a gitti. Hayatının son yıllarında Origines isimli eserini (İsrail Milletinin Tarihi) ile tamamlamaya çalıştı. 1892&#8242;’e öldü. E. Renan “İslamiyet ve Bilgi” adlı bir konferans da vermiştir. Burada İslam’ın gelişmeyi ve ilerlemeyi yok eden ve bilime engel olan bir din olduğunu ileri sürdü. </span></p>
<p style="text-align:justify;" class="MsoNormal"><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;">       Renan’ın bu çarpık fikirlerine, Namık Kemal “Renan Müdafaanamesi” adlı eserinde karşı çıkmıştır. Namık Kemal eserinde Renan’ı şöyle tanıtıyor: “Engizisyonun kötülüklerini tenkit ede ede, her fenalığı dine bağlayan ve her dini aynı meziyette vehmeden bir münkir. Üstelik ele aldığı konuyu hiç de bilmemektedir. Nasıl olur denilebilir, bir Şark dilleri mütehassısı, bir akademi azası İslam’ı nasıl bilmez? Bilmez, Avrupalı Şark’ı bilmez”Namık Kemal bu eserinde Renan ve başka Avrupalı oryantalistlerin İslam dinini yanlış değerlendirdiklerini örneklerle açıklamıştır. </span></p>
<p style="text-align:justify;" class="MsoNormal"><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;">            Renan’ın tezi akılla nakili çatıştırmaktı. Renan’ın düşüncesine göre, nakil karşısında akıl tek hüküm koyucudur. Dolayısıyla akıl, naklin yani vahyin üstündedir. E. Renan İslam dünyasında bu görüşü hâkim kılmak için çalışmıştır. </span></p>
<p style="text-align:justify;" class="MsoNormal"><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;">     L. <strong>Massignon </strong></span></p>
<p style="text-align:justify;" class="MsoNormal"><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;">       Fransız asıllı bir Katolik misyoneridir. Aynı zamanda da misyoner cemiyetlerinin ruhanî lideridir. Mısır ve Şam ilim akademilerinin üyeliklerinde bulundu. Goldziher ile yakın temasları oldu. Araştırmalarını tasavvuf üzerinde yaygınlaştırdı. Bağdat’a gitti, Kahire’ye yerleşti. 1909’dan itibaren El Ezher’de, bir Ezherli kıyafetiyle derslere girdi. Hicaz, Kudüs, Halep, Şam ve İstanbul turları yaptı. 1922’de kendisine doktora unvanı verildi. İslam’da Sufi Şehid Hallac adlı eseri vardır.</span></p>
<p style="text-align:justify;" class="MsoNormal"><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;">          Christian Snauch <strong>Hurgrange </strong></span></p>
<p style="text-align:justify;" class="MsoNormal"><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;">        Hollandalı bir müsteşriktir. ‘Mekke’de Hac Mevsimi’ tezi üzerine doktora yaptı. Çalışmasında haccın cahiliye döneminden kalma bir âdet olduğu iddiasını işledi. 1884’de Cidde’ye gitti. Mekke’ye girebilmek için bir süre bekledi. Ardından Abdulgaffar sahte adıyla Mekke’ye casus olarak girdi. Bir müddet Cava’da ikamet etti. 1912’de “Kur’an’daki İbrahim” adlı eseriyle gerçeğe uymayan pek çok iddiada bulundu. Macar müsteşrik Goldziher ile temaslarda bulundu. Hurgrange misali bize yeni bir münakaşa imiş gibi takdim edilen Hac ve Kurban tartışmalarının çıkış noktasının müsteşrik kaynaklı olduğu hakikatini açıkça göstermektedir. </span></p>
<p style="text-align:justify;" class="MsoNormal"><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;">        İslam akaidini çökertmek gayesiyle faaliyet gösteren bu müsteşriklerin sayısı pek çoktur. Yukarıda ismini ve kısaca faaliyetlerini zikrettiklerimizin haricinde G. Von Grunebaum, P. Hitti, S. Wensink, P. Casanova,R.A. Nichkolson, H.Lammans bunlardan bazılarıdır. Bu şahıslar farklı konuları ele alıp, farklı sahalarda araştırmalarını yürütmüşler ve her biri kendi alanında İslam inancına zıt ve çarpık bir takım tezler geliştirerek İslam dini hakkında şüpheler uyandırmak istemişlerdir. Adı geçen bütün müsteşrikler-oryantalistler hep bu gayeye hizmet için araştırma yapmışlar, hadis müessesesine, İslam tarihine, akıl-vahiy münasebeti gibi konulara hep bu maksatla ele almışlardır. </span></p>
<p style="text-align:justify;" class="MsoNormal"><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;">     <strong>ORYANTALİSTLERİN FİKİR VE ÇALIŞMALARININ İSLAM DÜNYASINA ETKİLERİ</strong></span></p>
<p style="text-align:justify;" class="MsoNormal"><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;">      Oryantalistlerin yukarıda değinmeye çalıştığımız bu tehlikeli ve hakikat dışı fikirleri fazla zaman geçmeden Mısır ve diğer İslam ülkelerine yayıldı. Özellikle sömürgecilerin kontrol ve işgali altındaki Mısır, bu tür fikir ve düşüncelerin merkezi haline geldi. Dikkat edilirse yukarda kısaca tanıttığımız Oryantalist/Müsteşrik’lerin hemen hepsi El-Ezher’de eğitim görmüş veya burada doktorasını vermiştir. Zira o dönemin İslam ilimlerinin eğitim merkezi El-Ezher idi. Bu sebeple buraya yönelmişlerdir. Hepsinin maksadı aynıdır. Ortadoğu ve Hicaz Bölgesi’nde mevcut İslam inancına uymayan bâtıl bir itikat geliştirmek suretiyle buraları Osmanlı’dan koparmak ve Osmanlı Devleti’nin hâkimiyetinden çıkan bu toprakları başta İngiltere olmak üzere Batılı devletlerin birer sömürgesi haline getirebilmek. Fazla zaman geçmeden müsteşriklerin bu haince ve gayri ma’kul fikirleri kendilerine modernist diyebileceğimiz Cemaleddin Efgani (12), Muhammed Abduh(13) , Reşid Rıza(14), Seyyid Ahmed Han, Ali Abdurrazık, Kasım Emin tarafından savunulmaya başlandı. </span></p>
<p style="text-align:justify;" class="MsoNormal"><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;">      Mısır’da başlayan bu tartışmalar ve fikri karışıklıklar başta Pakistan ve Hindistan olmak üzere bütün İslam âlemine yayıldı. Tanzimatla belirginleşen Batılılaşma sürecinde, modernizm sandığımızdan çok daha fazlasıyla içselleşti. Modernizm sadece zihinlerimizde değil elbette, çevremiz de önemli ölçüde modernizm tarafından biçimlendirilmiş durumda. Hem çevresi hem de zihni modernlikle biçimlenen aydınların (adlarının da ilhamlarının da Aydınlanma Felsefesi’nden geldiğini de hatırlayalım) İslam’ın oryantalist yorumunu akıllarına daha uygun görmeleri şaşırtıcı olmayacaktır. Bu nedenle modernist/reformist ilahiyatçılar, oryantalistlerle/düşmanla işbirliği yaparak kendi tarihine ve geleneğine savaş açmışlardır. </span></p>
<p style="text-align:justify;" class="MsoNormal"><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;">       Müslümanların modernizm ile yüzleşmelerinden itibaren özellikle Mısır’da Cemaleddin Efgani ve Muhammed Abduh ile Hindistan’da Seyyid Ahmed Han örneklerinde olduğu gibi İslam’ın tarih içinde oluşturduğu geleneğin sorgulanması bahanesi